ucak


tamam yazı fena degil ama sayfayi her actigimda "cumalıkızık II" başlığını görmekten fena halde sıkıldım. hem yeni bir şey olsun dedim artık sayfada, hem de birkac gundur nerelerdeyim onu anlatayım. cuma gunu bir toplanti icin mersin'e gittim. once adana'ya, oradan da mersin'e gectim. isle ilgili detayları es geçiyorum, klasik şeyler işte...


ocak ayındaki budapeste seyahatinden beri ucak korkusu gelisti bende, dönüşte çok rüzgar vardı, ucak öyle acayip sesler çıkardı ki kalkarken, "kesin düşeceğiz birazdan" korkusunu ilk kez bu kadar güçlü hissettim. tabii lost'u izlemis olmak da pek yardımcı olmuyor böyle anlarda (hani şu uçağın havada ikiye ayrılarak bir adaya düştüğü dizi). bu kez de adana'dan donuste benim tarafımdaki acil cıkıs kapısı tarafından acayip bir ses gelmeye baslayınca korkuya kapıldım. ofisten arkadasımla, araları daha genis diye hep acil cıkıs kapısı onunde seciyoruz koltuklari. tam da bize sandvic-salata servisi yaptıkları sırada basladı ses, iki gorevli benim taraftaki kapıya endiseyle bakıp, aralarında konusmaya basladılar! arkadasım da farketti, biz böyle endiseyle hosteslere bakıp ne konustuklarını anlamaya calisiyoruz ama gurultuden ne mumkun! ben "kesin kapı açık kaldı, simdi farketttiler!" diye espri yapıyorum ama betim benzim attı. bir yandan da "amaan napalım kardesim, şöyle veya böyle bir şekilde olacak bir gun, bari şu çamlıca gazozu içecek kadar vaktimiz olsa" diye saçma şeyler düşünüyorum:) hosteslerden biri ön tarafa ilerledi, bir sure sonra da "endiselenecek bir sey yok, tamamen normal bir ses" deyip bizi rahatlattı ama bence yalan söyledi. neyse kapı falan acılmadı ama kesin bir sorun vardı, o ses normal bir ses degildi yani..


adana-mersin'le ilgili bir seyler yazacaktım ama ev tasıyan bir arkadasıma yardıma gidicem, bir ev tasima ritueli olarak, karton kutulara serili gazete kağıtları uzerinde lahmacun yiyecegiz :)

13 yorum:

teyzenteyfik dedi ki...

Merhaba,
afiyet olsun :)

Ben diyecektim ki, bahsettiginiz Adana-Mersin yazisini merakla bekliyorum. Baskalarindan daha önce vakit gecirdigim sehirlerle ilgili gözlemlerini dinlemeyi cok keyifli buluyorum.

endiseliperi dedi ki...

neolitik hanım,
adana'ya gitmiş olmanız ne hoşuma gidiyor, anlatamam. oysa sevdiğim bir şehir bile değil. olsun! olsun! adana'dan çıktığınızda, toroslar'dan her geçişte uçak hava boşluğuna düşer ve o ses duyulur. korkutucudur. ancak dönüşte, toroslar'dan geçerken nedense duyulmaz.

ablam adana ile ilgili gazetelerin 3. sayfasına atıfta bulunup, hafif alaylı, biraz kibirli sohbet açan arkadaşına, gözlerini açarak, "evet, biz çok korkuncuz" der:))o geldi aklıma şimdi, toroslar'dan geçmek kara yolu ile de havayolu ile de korkunçtur. çok korkuncuz:)

ben o acil çıkış kapısı önü koltukları hiç ama hiç sevmem. bana yolculuk boyunca hep tehlikeyi çağrıştırırlar.

yolculuk dediğin otomobille yapılır kardeşim. otomobilde giderek, yol üstündeki otellerde kalarak yaşayabilirim gibi gelir. (evi çok sevmem buna engel değil. eğer başka bir yaşam formu düşün, deseler, az önce söylediğim şekilde yaşamayı da isterim). geçicilik içime sinmiş, doğamı oluşturmuş bir şey sanki. yolculuk bu geçiciliği besleyen bir şey olduğu için çok severmişim gibi.

neolitik hanım, ben yaş tahmin edemem. 28 de olabilir 34 de! siz söyleyin, lütfen. hadi.

hem size her ne kadar boyacıköylü olmak yakışsa da, kadıköylü, kuzguncuklu olmak da yakışır. istanbul coğrafi olarak içimi sızlatacaksa karşıda ıhlamur ile ile sızlatır. ıhlamur'dan, o'ndan hiç bahsetmedim. bahsetmeyeceğim de sanırım.

hava ne kadar huzursuz böyle. yağsa da durulsa. az önce ütü yaptım. çok fazlaydı. ben terlerken bora sıcak çikolata yapıp getirdi. ilginç bir ikramdı ütü yapan biri için:) evde sıcak çikolatayı o yapıyor ve hoş, özel bir şey yapmak istedi sanırım ben yoruluyorum, diye.

masada can eriği ve radikal vardı. sen (dikkatinizi çekerim can eriği ile birlikte sen oldunuz)seviyorsun, ben hiç sevmem ama can eriği seven bir olmayı çok isterim. bana çok yakışırdı can eriği sevmek, ama maalesef sevmiyorum. yemedim. radikal'i okudum. gökhan özgün güzel yazmış. murat belge ikidir çok baştan savma yazıyor. metin bey'in orada bülent bey bir şeyler demiş bu konuya ilişkin. hakikaten insan daha doyurucu yazılar bekliyor murat belge'dan. müzmin bey de nefis yorumlar yazmış orada. okuyun. bende de lilith hanım'ın my fair lady için yorumu okunmaya değer. gazetenin devamını birazdan okuyacağım.

şimdi akyazı hakkında bilgi toplayacağım internet'ten. yaz tatili için antalya'ya gidecektik ama bora'ya biri önermiş akyaka çok güzel diye. bir bakacağım. sen biliyor musun? gökova körfezi'nde sanırım.

sevgiler.

ekmekcikiz dedi ki...

Ben de (Neolitik Hanımla ilgili yaş tahminim doğruysa) o yaşlardayken Adana ve Adana-Mersin yolculukları yapardım.
Bir seferinde uçağa check-in'de işlemi yapılan son yolcu olarak binip,En arka sağ köşede oturmuş ve bütün yol boyu "tamam, şimdi düşüyoruz işte" diye beklemiştim.Çünkü uçak, şimdi artık tamamen seferden kalkmış olan DC-9 lardandı, motorlardan biri benim oturduğum koltuğun yanıbaşındaydı ve sürekli sarsılıyorduk.
Daha eski zamanlardan birinde de, Mersin'de bir devlet dairesinin kampında tatil yapıp, otobüsle Ankara'ya gidiyorduk. Aylardan Ağustos'tu ve sıcaklık 40 dereceydi . Toroslara çıkana kadar sıcaktan bayılmıştım, resmen ama! Ha, o vakitler henüz otobüslerde klima neyin yoktu, bu baygınlıkta o unsuru unutmayalım.

ekmekcikiz dedi ki...

Burası da Metin bey'in malikanesi gibi "serbest çağrışımlı" olmaya başladı!
Sözüm Peri Hanım'a, ben Akyaka'yı biraz bilirim.
Bir günümüzü geçirmiştik, tam çoluk çocuk tatil yapılacak yerdi. Denizi temiz, plajları hafta sonu kalabalıkdı.
Büyük otelden ziyade motel, ev pansiyonu gibi kalınacak yerleri vardı.
Gökova Körfezi çok güzel, belki günübirlik tekne gezileriyle daha da iyi yerleri görülebilir.
Akyaka yakınında bir azmakta yemek yemiştik ki, suyun temizliğini ve soğukluğunu unutamam.
Bir de yanlış hatırlamıyorsam, ağa Han ödüllü mimar Nail Çakırhan'ın evi ve başka bazı güzel evler de o yakınlardaydı.

endiseliperi dedi ki...

ekmekçikız, siz kaç yaşında diye tahmin ettiniz?:)

akyaka hakkında verdiğiniz tüm bilgiler doğru. araştırdım iyice. ancak istediğimiz gibi bir otel pnasiyon bulamadım. apart oteller var ki ne ben yemek yapmak istiyorum tatilde ne de çocuklar ister artık benim yemeklerimi.

Köşenin Delisi dedi ki...

Ben hiç uçağa binmedim..bu yüzden midir bilmem, yazınız boyunca aklım hep sandviç-salata ve lahmacuna gitti.Obur muyum neyim?:D

ekmekcikiz dedi ki...

Endişeli Peri'nin Neolitik Hanım'ın yaşını kaç tahmin ettiğim sorusuna cevap veriyorum:
Önceleri çok genç olduğunu düşünüyordum, şimdi 30'a kadar çıktım. :)
28-30 olsa gerek, diyerek bu soruyu cevaplandırmış olayım.

neolitik hanım dedi ki...

ne guzel, ben yokken sayfamda tatli tatli sohbet edilmis, cok hosuma gitti bu :)

teyzenteyfik,

merhaba, adana-mersin yazısı yarına kalacak sanırım. ev tasimaya yardım işi yordu biraz.. aslında adana'nin havaalani ile havaalanina giden yol kenarindaki guzel evleri disinda bir yerini goremedim. hep mersin'e giderken bir gecis noktasi olarak kaldi. belki bir dahaki sefere gezme fırsatım olur..

peri,
dedigim gibi adana'ya gitmis sayilir miyim bilemiyorum aslında, ama ucagin saatini beklerken sicak havasiyla fazlasiyla hasır nesir oldum, ondan bahsedebilirim :)

bir arkadasimin adanali bir sevgilisi olmustu universitede, ince, esmer, upuzun kirpikli cok tatli bir cocuktu (arkadasimin sevgilisi dememis, iyice bir incelemisim bak :)hic korkunc birine benzemiyordu valla :)

demek hava boslugu yüzünden duydum o sesi, bunu öğrendiğim iyi oldu. gercekten korkutucuydu. ben de otomobille yolculugu severim ama trenin de yeri ayrıdır. yıllardır eve bizimkilerin yanına hep trenle giderim. ozellikle kasım ortalarında, yolun eskisehir'e kadar olan bölümünde manzara cok ama cok guzeldir. artık iyice kızıla dönmüş ağaçlar yol boyunca trene eşlik eder.

yaş tahmini eglenceli gidiyordu, biraz daha devam etse mi diyordum ama seni daha fazla merakta birakmayayim: 33 yaşındayım ben. (1500 kulaga daha iyi geliyordu diy mi? :)

biliyor musun ben de ütü yaptım bugun :) tasinma isine yardima gittigim evde perde ütüleme işine talip oldum (cesur bir hareketti evet), dedigin gibi zaten bogucu, sıcak bir acayip hava, üstüne bir de ütü buharı :) allahtan bizimkiler uludag gazozu ikram ettiler (sicak cikolata enteresan bir secim olmus hakikaten :)

evet, erik sana cok yakısırdı, biz erige ofis olarak bagımlıyız. her yıl bu zamanlar, her gun yemeye calısırız. zaten sevdigimiz hali o kadar kısa sürüyor ki! yumusamaya basladilar mi artık hic cekmez canım.. ille de koyu yeşil, eksi, kütür kütür olacak.

gökhan özgün'ü ben de severek okuyorum, gecen gun hakkı devrim'e verdigi cevaba bayıldım. murat belge'ye gelince, bu aralar hepimizi saran bezginlik, yılgınlık hali onda da var sanırım. severim onu da, kıyamıyorum kotu yazmis demeye ama hakkın var.

akyaka'yi duydum ama hic gitmedim. bir seyler ogrenirsem yazayim sana. ekmekci kizin anlattigi kadariyla guzel bir yere benziyor.

ekmekci kiz,

burasi tam dedigin gibi oldu, seyahatler, yaş mevzuu, erikler, ne ararsan var. bu arada tahmininden yaşlı cıktım ;)

köşenin delisi,

uçak yolcugulugu hayli enterasan bir tecrübe, giderek alısmakla birlikte her seferinde "ne işim var bu yükseklikte?" diye soruyorum hala :) yemekleri de ahış şahım değildir ama havada başka türlü de vakit gecmez.

eve donerken baslayan yagmur hala devam ediyor, ne guzel... peri, ıhlamur'dan bahsetmeni cok isterdim. yine bir ortak nokta cikacak sanki.

sevgiler

endiseliperi dedi ki...

33, demek. güzel bir yaş. ama keşke bana daha yakın olsaydın, 35 bile olsan olurdu. ben 38'im. ya da en iyisi ben 35 olsaydım. yok yok, diyeceğini deme, zaman önemli.
ıhlamur hikayesi sıkıcı, hiç bir heyecanlı macera ögesini taşımıyor ama bilnçaltımla ilgili bir şey... ya da bir tür suçluluk duygusu, belki bir tür pişmanlık... yani anlatılacak gibi değil. birisini çok üzdüm. sonra ben ondan daha fazla üzüldüm. onu üzdüğüm için kendime hala, hala kızgınım. kendimi üzerek bedel ödemekte de üstüme yoktur. artık cezamı çekmiş olmam gerek ama yine de anlatamam. neyse, boşver.

"aLiKaYHaN" dedi ki...

Adana yazısını ben de çok merak ettim, hakkında en çok çeşitlilikte yazı okuduğum şehirlerden birisidir galiba Adana. Bir de şehir kişiliği kavramının çokça söz konusu olduğu bir yer.

Benim de tavsiyem Adana'ya trenle gidilmesidir ama İç Anadolu Ekspres (adı tam böyle olmayabilir) ile falan. Çok lüks onlar. Karaman-Adana arası yol izlenebilecek güzellik/ilginçlikte. Mutluluk (Zülfü Livaneli'nin romanından uyarlama olan) filmini izlediyseniz eğer, tren sahnesi bu bahsettiğim güzergahta geçer.

Blog yeni sayılır galiba, nice mutlu yazılara.

candan dedi ki...

Neolitik Hanım,
size böyle hitâb etmek istemiyorum nedense.. yâni bana öyle geliyor ki güzel bir isminiz var. sıkıntı olmayacaksa duymak isterim. her bir ismin bende yarattığı etki farklıdır. kimileri vardır ki; sittinsene iyi gelmemiştir. bâzân da sürpriz gibi.. isim, bir insanın hayâtı boyunca en çok duyduğu söz. muhakkak taşıyana etkisi büyüktür. ama bilirim akrepler çok ketumdur. söylemezsiniz siz şimdi. :) annem, babam (rahmetli) ve en küçük kardeşim (erkek) akrep. iyi tanırım yâni. ;) bu arada biz de az değiliz, didik didik ediyoruz sizi. önce yaş, şimdi isim, yakında ev adresinizi filân istersek şaşırmayın! :))

bu uçak mevzuuna da hafif bir yorum yapayım. karlı bir istanbul-ankara seferi sırasında, türbülans cidden korkutmuştu beni de. ama ben her zamanki tavrımla yiğitliğe bok sürdürmemiş, elimdeki dergiyi okur gibi yapmaya devâm etmiştim. ama ne oldu bilin bakalım! yanyana seyâhat ettiğim yakışıklı, bir ara üzerime kapandı, yaprak gibi titriyordu zavallı. korkumu unuttum ve zâten kısa süren yolculuk boyunca onu teselli ettim. indikten sonra kendine geldi ve telefonumu istedi elbet. ben de verdim ama uyduruk bir numarayı. öyle korkak bi' adamla ne işim olabilirdi ki, di mi yâni.. :P

yaşa gelince.. benim için hiçbir önemi yok artık. eskiden hep kendimden büyüklerle arkadaşlık ederdim. öyle böyle değil hem, annem babam yaşındakilerle falan. şimdi öyle değil, benden gençlerle arkadaşlık etmek beni dinlendiriyor. yepyeni ufuklar açıyor üstelik.. biz Peri Hanım'la aynı yaştayız. hattâ ben birkaç gün büyüğüm, kırkımız karışmış anlayacağınız. :P eh, tahminim doğru çıktı sayılır, Halid sizden beşyüzyıl filân daha küçük. ben onunkini tahmin etmekte zorlanmıştım ama internet sağolsun. adamın heryerde nüfus bilgileri ve hattâ fotoğrafları mevcut!:))

neolitik hanım dedi ki...

ali kayhan, dedigim gibi adana'dan cok mersin yazisi olacak sanirim. cunku adana'nin sıcağını ve havaalanını biliyorum sadece.

tren yolculuguna bayilirim, o taraflara trenle gitmedim hic ama istanbul-ankara arasi (aslinda istanbul-eskisehir arasi) sayısız tren yolcugulugu yaptim. yaz, sonbahar, kış her mevsim ayrı güzeldir.

blog yeni sayılır evet, ben de sizin sayfaya baktim, bir yıl olmus sizinki, nice yillara.

bir de yeşil erik yazısı cok guzeldi :)tuz önemlidir evet

neolitik hanım dedi ki...

candan,

o zaman bana "neo" diyebilirsiniz, hem kısa hem de cool :) akrebim ben evet, ismimi yazarsam hepinizi tek tek ortadan kaldirmak zorunda kalirim :P

turbulans anlarında, okuyor gibi yapmak benim de başvurduğum bir yöntem, zevahiri kurtarıyor belki ama icimde ne fırtınalar kopuyor o anda bir de bana sor :) o tırsak taci'ye de yanlıs numara vermen iyi olmus :)

ben de eskiden hep kendimden buyuklerle (10, 15 yaş) arkadaşlık ederdim, hala da arkadasız onlarla ama bu ara işyerinde benden epeyce genc cok iyi arkadaslarim oldu. cok egleniyoruz beraber, 1500 yaşında olduğuma bakmadan dans etmeye falan gidiyoruz ;)