Oğlağın uçurumları


Yılın en uzun gecesi bu garip keçinin boynuz gösterme vaktidir. Adam ateşinin başında uyanık, bekler, (ya da kalorifer sıcağında, televizyonun karşısında). Adama uyku bastırır. Zaten kafası da göğsüne düşüp durmaktadır. Ocaktan ya da elektron kutusundan çıkan irice bir kıvılcım adamı yerinden sıçratır. Kadın adama gidip yatmasını söyler. "Ben yukarı çıkacağım, ateşi söndürmeyi unutma" der kadın. (Ya da televizyonu) Her şey geçer, her şey değişir, uzun kış gecelerinin sıkıntısı kalır. Adam ve kadın yatarlar. Oğlak bir süre daha uyanık, bekler.

Mesele oğlağın başkalarıyla birlikte olmaktan hoşlanmaması değil, kendini tek başına rahat hissetmesidir. Başkalarıyla beraberken hep biraz tedirgindir. Elini ayağını nereye koyacağını bilemez. Düşünmeyi beceremez. Konuşmayı hiç beceremez.. … İnsanlardan nefret ettiği düşünülür. O kadar da değildir. Tek başına olup sevilmemeyi, başkalarıyla olup sevilmemeye tercih eder, hepsi bu. Oğlak çok sevilme ihtiyacı duyan, ama bunu talep etmeyi sevmeyen biridir.

Yılın en uzun gecesidir, belki de en soğuğu. …Noel ve yılbaşı yakındır. Oğlak bayramlardan nefret eder. Oğlak yalnızca tekil şeyleri sever. Çoğulculuk oğlağın migrenini azdırır. Genel olarak insanlık hakkında ne düşündüğü sorulduğunda, çok fazla insan olduğu cevabını verir. Bir cevap veriyorsa tabii. Oğlak az konuşur. Kafası yalnızca sessiz anlaşmalara yatar. Söze dökmek gerektiği anda oğlak için anlaşma bozulmuş olur.

…Oğlak kaydeder durur. Gözlemlerin turşusunu kurar. Verdiği karşılıklar kırbaç gibidir. Ama vereceği karşılığı ancak bir gün sonra bulur. Bundan ötürü de taşı gediğine koyabilmek içi yazar olur. Ya da karşılık vermekten tamamen kaçınabilmek için siyaset adamı olur. Stalin sorulara hiçbir zaman cevap vermezdi. … İsa ise mesellerle cevap verirdi ki bu da aslında cevap vermemenin bir başka yoludur.

…hayatta ortayolcu oğlaklara da rastlarız. Bunlar masallardaki küçük şirin keçiler gibi sağılırken ses çıkarmayan, süt kovasını devirmeyen uslu oğlaklardır.

…Oğlak asla kolayı seçmez. Zoru seçer. Kendini zorluklara bırakır. Zorlukların ortasında bazen hayatın kolay olduğu düşüncesine kapılır. Ara sıra “hayat basittir, her şey mümkündür, yeter ki insan kendini mahrum etmesin” diye söylev çeker; bu düşüncelere ender olarak kapıldığından, coşkusu abartılıdır. Hayat oğlağın bu dönemsel çıkışlarını pek hoş karşılamaz. Oğlağa diz çöktürmeyi kendine görev bilir (oğlağın zayıf noktası dizleridir).

…Kayıtsızlık ve vazgeçiş hem iyi hem de kötü yanları olan meziyetlerdir.

Oğlak gençlikten nefret eder. Çocukluğu mutlu denebilecek kadar hüzünlü geçmiştir. Ergenlik çağında genç gösteren bir ihtiyar gibidir. O daha doğuştan yaşlı gibidir. Mühim değil, zaman tanrısı onun yanındadır. …Oğlak yıllar geçtikçe yeniden gençliğine kavuşur. Daha doğrusu ilk defa genç olur.

Ama bunların hepsi sonunda suya düşer. Oğlak burcuna yarı-keçi, yarı balık bir beden yakıştıran Gelenek, oğlağa çıkış yolunu açıkça gösterir: Dağın tepesinden kovayla birlikte kayıp her şeyin bittiği ve yeniden başladığı balıklar alemine dalmak…

Terazinin Hüznü ve Diğer Burçlar
Jacques A. Bertrand

8 yorum:

Köşenin Delisi dedi ki...

Harikasınız Neolitik Hanım!! :D Çoook çok teşekkür ederim. Böyle durgun durgun oturuyordum her zamanki gibi, suratıma bi sırıtma yayıldı sayenizde. :) Ve kim ne derse desin, bi kez daha burçları sevdiğime karar verdim. Yazıdaki oğlak tanımlamaları bu kadar mı doğru olur ve cuk oturur!? İnsanlar, yalnız kalma, sevilme ihtiyacı duyup da bunu dillendirmememe, zoru seçme/sevme, tedirginlik...hepsi hepsi hepsi cuk oturuyo cidden :)) Sizi kocaman öpüyorum beni kırmayıp bu kadar çabucak bu yazıyı yayınladığınız için. Görüşürüz :))

neolitik hanım dedi ki...

elif,

reca ederim. zaman gecmiyordur simdi senin icin, bebiş gelene kadar ne kadar eğlendirebilirsek o kadar iyi :)

kitap bence de cok iyi. yakinen tanıdigım bir oglak var, adeta onu anlatıyor senin de alıntıladıgın cümleler.

resim de bir oglak burcu olan matisse'ten. kadının öyle tek başına bir şeyler yapması insanı hüzünlendiriyor.

ben de seni öpüyorum.

Köşenin Delisi dedi ki...

Hüzünlenme hiç :)) Eminim çok mutludur resimdeki o kadın..bakma öyle durgun, suratsız görünmesine :D

ekmekcikiz dedi ki...

Doğrusu, benim oğlak tanıdıklarımın en belirgin ortak özellikleri işlerine, görev belledikleri şeylere bağlı olmaları ve bu görevini hakkıyla yerine getirmek için çok sıkı çalışmaları. Bunun dışında şu kendi başınalık, adeta içe kapanık olma halini çok fazla gözlemlemedim. Belki de yükselenlerinin etkisiyle daha dışa dönük olanlarını tanıyorum.Neyse, ben oğlaklarla da iyi anlaşırım, bana göre hava hoş.:)

elektra dedi ki...

oğlek bir tanıdığım yok benim. ama hüzünlü bir burç sanki...

neolitik hanım dedi ki...

elif,

öyle mi dersin? bir oğlak olarak sen öyle diyorsan, öyledir o zaman :)

ekmekci kız,
dedigin gibi görevlerine pek baglı oluyor bu oğlaklar. ben de iyi anlaştığımı sanıyordum ama heyhat!

elektra,
kesinlikle hüzünlü bir burç. efkardan müteşekkil bir şekilde dolanıyorlar ortalıkta (elif sen hariç :)

AycA dedi ki...

Merhaba.. siteye Elif'in köşesinden geldim. bende bir oğlak olarak gülümseyerek okdum . .eline sağlık :)) kendi blogumda yer verebilir miyim bu oğlak meselesine link göstererek??..:))

neolitik hanım dedi ki...

merhaba ayca,

hoşgeldin. tabii ki link verebilirsin.