aksamustleri civarda yaptigimiz bisiklet gezileri sirasinda cekilen bi kare. makineyi bi bostan (artık kimse bostan demiyor, ne tuhaf!) duvarının üzerinde sabitledim, pek minik kalmis ama resmin sol alt köşesinde, elleri belinde bi teyze var, benim fotograf cektigimi gorunce kızıp çapasını salladı :) biz de hemen bisikletlere atlayıp kaçtık :)


bu minik sarı güzellik sapanca dönüşü gittiğimiz heybeliada'daki ruhban okulunun bahçesinde uyukluyordu. (orayı ayrıca yazmak isterim, memleketimizden hazin bi hikaye...)


yine bisiklet turlarından birinde çekildi bu kare, tepelere inen bulutlar birazdan kasabanın üzerine ılık bir yagmur bırakıp gececek, biz de o yagmurun icinden bisikletlerle gececegiz. sırılsıklam otele döndüğümüzde şaşkınlıkla yagmurun sadece on dakka mesafedeki kasabaya yagdıgını ve yol boyunca bizi takip ettigini fark edip, sadece bizim bildigimiz gizli bir oyunu oynamisiz gibi sevineceğiz.


otelin arka bahcesindeki koca çınar. geceleri altında çıplak ayaklı gelinlerin dansettiği. bi de gündüzün sıcağından gölgesine sığınıp karşıdaki yeşil tepelere bakması çok güzel.


adlarını hatırlayamadım ama pek neşeli görünüyorlar :)
terastan gün batımı.


bunlar da bi tür begonya olmalı.

6 yorum:

Adsız dedi ki...

Cok guzel fotograflar Neolitik Hanim. Sari cicegin Ingilizce adindan yola cikarak Turkce adini bulmaya calistim, bulamadim. Ingilizcesi Black-eyed Susan. Diger cicege de hep sarmasik gulu gozuyle bakmisimdir ama yaniliyor olabilirim.

Sevgiler,

Beste

elektra dedi ki...

çok güzel fotolar. ne güzel geçmiştir kimbilir. bir de onlar düpedüz begonya değil mi yahu? ben öyle biliyorum ama...

neolitik hanım dedi ki...

beste,

ingilizce ismi de güzelmiş :) fotograflari begendiğine sevindim. sarmaşık gibi degildi, begonyaya benziyor ama boyutları itibarıyla cok daha büyüklerdi.

sevgiler

...

elektra,

çok guzeldi gercekten, gün içinde dalıp dalıp gidiyorum, bisikletler, ağaçlar aklıma geliyor..

düpedüz begonya diyildi sanki, çok büyüklerdi çünkü. bir türü olabilir diye tahmin ediyorum.

ekmekcikız dedi ki...

Neocum,
Kaç kere gittim geldim fotoğraflara baktım. Duruşlarından hepsinin birer öyküsü var, diye düşündüm. Şu da olabilir; geçirilen zaman çok lezzetli olduğundan fotoğrafa yansımış.
İyi, bu.
:))

metin dedi ki...

"Şu da olabilir; geçirilen zaman çok lezzetli olduğundan fotoğrafa yansımış."

Bence de öyle.

neolitik hanım dedi ki...

ekmekci kız,

o kadar doğru bir tespit ki :) çok guzeldi gercekten, içinde hem tatilin hem işin olduğu bir programdı. şahane bir grupla gece-gündüz birlikteydik, sabahlara kadar sohbetler, hep beraber yenilen yemekler.. iyiydi yani :)

metin bey,

gönül istiyor ki fotograflara yansıyan lezzet satırlara da sirayet etsin, lakin bu ara yine bir yazamamaklar içindeyim. zihnen tatile çıkmış gibiyim, hayırlısı.