güneyde bir yer*

çimli çatı:

çatının üzerindeki çimler her akşam sulanıyor, oluklardan şıpır şıpır damlayan sular bir yağmur sonrası efekti yaşatıyor denizden yorgun dönenlere.




çöl gibi:
güneş tepenin ardına çekilirken çıkan rüzgar, kumsalı yeniden şekillendiriyor, insanların gün boyunca kızgın kumlarda bıraktığı izlerin yerini çöl efekti veren tepecikler alıyor.

divan:
pencerenin önünde şöyle bir uzanıverip kitap karıştırmalık/şekerleme yapmalık/hayallere dalmalık bi yer.
kucuk otel:
fotograflarda daha büyük görünen küçük bir otel(imsi). kurbağalar, horozlar, kediler, tavşanlar, yemyeşil bir vadi, ıssızlığın ortası. münzeviler için.

kumsal:
cabucak derinleşen, takırdamadan (bkz bozcaada denizi) saatlerce içinde kalınan ılık/serin arası bir su, dibi sapsarı kum, mavi bayraklı acayip bi yer ve karşıda cok yakın oldugundan keşfedilmeye üşenilen bir ada.

limon bahcesi:
odadan çıkınca karşınıza çıkan manzara: ufka uzanan limon ağaçları, meyveleri henüz yeşil ama kokuları baş döndürücü.




nar:
narın bol olması bi manaya geliyor muydu? yok, ayvaydı, bolluğu sert geçecek bir kışın habercisi olan. bol nar, bol güneş olsun.

plaj aparatları:
tuzu acımasızca göze kaçan akdeniz için gözlük şart, hele bir de sinek yeşili olursa (migros'ta kalan son gözlüklerdi) denizde neşe kaynağı olmaları işten diyil, murakami zaten hastası oldugumuz bi arkadas, nivea da korumaydi, faktördü gibi kriterlerden ziyade güzel kokusu için seçildi (kışın cekmecede bulunca, koklayıp yazı hatırlamak ve kahrolmak için ideal)


sapka:
iki tarafli da giyilebilen, denizden çıkınca cadı moduna giren saçları -uzun saç denizde eziyetmiş ben bugün bunu gördüm- içine teperek kamufle etmek icin süper bi buluş. otel taş, işlemeler ayşe teyze lakin cibinlik isveç işi, ikea seviyoruz seni ama bi yerde de çıkma karşımıza yahu, küreselleşmenin cilveleri işte.

mekan: sarıgerme
kitap: murakami
müzik: sakin (denek hayatım, laleler beyaz, yagmur guncesi)
abur cubur: lays

*göndermeyi çakızlayana benden sakızlı dondurma :)

12 yorum:

dreamsact dedi ki...

northern exposure desem yeterli olur sanırım..

dondurmamı istiyorum!

Adsız dedi ki...

Murakami'nin hangi kitabı o,merak ettim şimdi.
Sözünüzü dinleyip Tünel'deki dondurmacıya da gittim,gerçekten harika.
İyi tatiller,sevgiler...
Serpil

şule dedi ki...

çoooooooooooook güzel bir tatil bu. ne hos fotograflar. ben de tatil istiyorum artik :)
cibinlik ikea bile olsa insana kendini prenses gibi hissettirir, severim. tadini cikar :)
iyi tatiller canim.

Adsız dedi ki...

Şimdi yandaki kitap listesine baktım,After The Quake di mi?Beğendiniz mi,sonra yazın olur mu?
Serpil the curious :)

ekmekcikız dedi ki...

Hehh hehe!
Ben de tatil istiyorum, yeniden evet yeniden. :))
Alla alla yaa!
:)

Neymiş o gönderme?
Tamam, sana dondurmayı ben ısmarlarım, Neocum.:))

pelin dedi ki...

sakızlı dondurmanın en güzeli venedikte.

neolitik hanım dedi ki...

halid,

tamamdir, sana bir dondurma borcum var. uzun tatilden döneyim, inşallah.

ne güzel diziydi degil mi? bi yerlerden indirip yeniden izlemeli.

...

serpil,

evet after the quake idi kitabin adı. murakami'nin hep romanlarını okudum simdiye kadar, öyküleri de güzelmiş. kurbagali olan bir tane var, onu cok sevdim ozellikle :)

dondurmaciyi begendiginize cok sevindim :)

...

şulecigim,

iki yılın acısını cıkarıyorum bu yıl, bu aksam da datca yolcusuyum, ablamların yanına gidiyorum. haylaz yegenlerim beni bekliyor (dev su tabancalari aldim onlara, cok eglenicez :)

evet ikea mikea takılmamak lazım, cibinlik süper bi olaymis.

...

ekmekci kız,

sen hakkını kullandın :P ancak yakın yerlere gidebilirsin :)

90'li yillarda trt'de yayınlanmış bir dizi vardı "kuzeyde bir yer" diye. benim başlık da ona bir gönderme. izledin mi hiç bilmem ama izleseydin eminim sen de çok severdin. alaska'da küçük bir kasabadaki insanların hayatını anlatıyordu, new yorklu depresif ve yakışıklı (bir cekicilik faktörü olarak depresyon :P) bir doktor, kasabalı tatlı bir pilot kız, karizmatik bir radyocu falan vardı.

dondurmamı tatil dönüşü isterim :)

...

pelin,

eskişehirdekini mi diyosun?

pelin dedi ki...

evet, eskişehirdeki, sakızlı dondurması nefis. ayrıca kuzeyde bir yer çok güzel bir diziydi gerçekten. ordayken tekrarlarına denk gelmiştim ben. aslında dvdlerini de satıyorlardı ama korsan diye birşey yok ki memlekette. alamadım tabi. bir de şirin bir ayrıntı olarak dvdlerin kutusu yoktu; onun yerine kışlık, kuştüyü, tam kuzey yerler için olan montların kumaşından fermuarlı bir kap içinde satılıyorlardı.

pelin dedi ki...

hatta ordaki karizmatik radyocu çocuk sonradan sex and the city de carry'nin sevgilisini oynadı. ama biz tabiki taaa eskilerden biliyorduk kendisini:P

Simon Templar dedi ki...

gecenin bir yarısı, yani tam da zamanında başlardı ve sakin sakin iyi gelirdi. demek northern exposure'muş gerçek ismi (tekrar tekrar selam halid).
en iyi sakızlı dondurma, burada, biraz ileride. gelin, ısmarlayayım.

neolitik hanım dedi ki...

pelin,

venedik'i eskiden beri cok severim, biz lisedeyken haftasonları mutlaka gider, frambuazlı pastasından yerdik. ordaki kadar tazesine ve lezzetlisine buralarda pek rastlamadım. sakızlı dondurmayı da bayramda gittigimde denerim artık.

kış için projem kuzeyde bir yer'in bütün sezonlarını bir yerlerden indirmek olucak, uzun sürer ama olsun, soguklar baslayana kadar tamamlar, battaniye altında izlerim, ne gusel :)

...

simon,

çeşme'yi mi kast ediyorsun "en iyi sakızlı dondurma burada" diyerekten? alacatı'daki de güzeldi ama ben daha cok sakızlı muhallebiyi seviyorum. alacatı imren'deki herşey çok güzeldi gerci, tatil yazı dizisinde ayrıntılı yazacagim orayı.

Simon Templar dedi ki...

yok değil. çeşme'dekinin sakız yerine katkı (birçok bisküvide filan xanthan gum diye geçen kıvamlaştırıcı) olduğuna eminim. çok pahalı zaten gerçek sakız, birçok yerdekinin gerçek olduğuna inanmıyorum.
bahsettiğim, izmir, karşıyaka.