şehirde sonbahar


kapıda asılı ikea katalogunu görünce tamam dedim, yaz bitti. direnmenin, tatil anıları yazıp durmanın manası yok artık, hırkalar, çoraplar çıkacak çekmeceden çaresiz, terliklerin içinde özgürce dolaşan ayaklar ayakkabılara tıkıştırılacak, gardırobun önünde yazlık kıyafetlere manasızca bakıp “bugün ne giysem” krizleri yaşanacak, evden çıkarken akşam serinliğinde boynu ısıtsın diye fular, şal bi şeyler atılacak çantaya. arka arkaya çıkan yeni kitaplara başlanacak, yeni başlayan diziler izlenecek, bazıları alışkanlığa dönüşecek. illa ki yeni bir defter alınacak ve yeni kalemler, silgiler. yazın unutulan çorbalar yine baş tacı edilecek sofrada, dondurma yemeler azalarak bitecek, balıkpazarındaki turşucuya uğranıp klasik acı biber-salatalık-pancar üçlüsü fileye atılacak, tahin-pekmez ikilisi tereyağına eşlik etmeye başlayacak. sabah bulutları görünce, şemsiye kararsızlıkları yaşanacak, tuhafiyeciler renk renk yünleri vitrine koydukça örgü hevesi gelecek...

bir de blog’daki yaz resimlerinin yerine yeni bi seyler koymak gerekecek.

7 yorum:

metin dedi ki...

"kapıda asılı ikea katalogunu görünce tamam dedim, yaz bitti."

İlahi Neolitik Hanım! Gördüğüm en hoş "yaz bitti" tarifi...

elektra dedi ki...

örgü, evet evet. bitiremeyeceğimiz battaniyeleri örmeye başlamanın vaktidir. bir de tarhana çorbası turşuyla beraber. ay aman, sabah sabah olur mu? olur di mi???

metin dedi ki...

Bal gibi de olur valla Elektra Hanım.

ekmekcikız dedi ki...

Benim için, "yaz bitti"nin kesinleşmesi ayakkabı-çanta değişimiyle oldu.
Bugün, işe gelirken, artık "yaz bitti"!

şule dedi ki...

ama kış da bu kadar "daaannn" diye gelir mi yahu? parmak arası terliklerden patiklere gecis yaptim resmen :(

SERAP dedi ki...

Benim yaşadığım yere sonbahardan önce kış geldi:(

neolitik hanım dedi ki...

metin bey,

başlık "sehirde sonbahar" olunca "sarı yapraklar, hüzün vs" klişesinden (kötülemek icin söylemiyorum, hastası oldugumuz kliseler arasındadır sobahara dair olanlar) uzak bir şeyler yazayım diye düşününce çıktı ikea-güz ilişkisi. hoşunuza gittiğine çok sevindim :)

elektra,

gecen yıldan yarım kalan çizgili çakma ikea (bunlar da bana sponsor olsa yeridir ha, son zamanlarda blogdaki üç kelimeden biri ikea, al işte yine!) battaniyeye ek olarak, gecen gun "geleneksel eminönü kürkçü han seferi"ne çıkıldı ve yüz yirmi sekizinci ve yüz yirmi dokuzuncu atkılarımı örmek üzere muhtelif renk ve dokularda (biri simli mimli, kokoş, öteki sade) ipler alındı. bayramda hemen basladım birine, atkı degil de daha etolümsü (kelimeye gel! moda literatürüne armağanım olsun:) bir şey örüyorüm, siyah trençkotumla (bkz kazablanka) kullanacağım. simdilik cok yavas ilerliyor, bitirebilirsem siteye koyarım.

bu arada iddia ediyorum, tarhana kadar sabaha yakışan bir çorba yoktur!

ekmekçi kız,

ben uzun bi süre yazlık babetleri giymeye devam ettim ki kendileri yüzde 100 yağmur garantilidir, hiç abartmıyorum ne zaman giysem yagmuru yiyip pide gibi oldular ama kuruyunca da normale döndüler :) sonunda firtinanın ciktigi gun, sabahtan durumu sezip, kışlıklara döndüm mecburen.

şule,

ben evde parmak arası terlikleri kışlık çorapla giyiyorum pek hoş oluyor, japonumsu :) patiklere yumuşak geçiş yapmak için fena bi yöntem diyil :)


serap,

kış önce geldiyse, bahar ve yaz daha çabuk gelir o zaman diyerek avutabiliriz belki kendimizi :)