kütüphane kedisi: dewey


başlığı yazarken bilge karasu'nun "ne kitapsız ne kedisiz"e milliyet'te haberini kitabı aklıma geldi. çok uzun zaman önce okumuştum, pek bir şey kalmamış hafızamda ama başlığı yeter. biliyorsunuz kitap-kedi ilişkisi her zaman dikkatimizi çeken bir mevzu (bkz. "bizim işte kedi önemli" başlıklı makalem :). bu minvalde (hep şu kelimeyi kullanacağım bir yazının hayalini kurmuştum ehehe) size içinde dünya tatlısı bir sarı kediyle, kitapların geçtiği bir kitaptan bahsetmek isterim.

önce haberini gördüm milliyet'te "Kütüphanede yaşayan kedi Dewey’in kitabı" diye. hoşuma gitti ve dewey'in bütün hikayesini okumak istedim. bu arada haberi bir arkadaşıma gönderdim. ve -ince fikirli arkadaşım sağolsun-birkaç hafta sonra postadan dewey'in kitabı çıktı.

dewey, aslında uluslararası bir kütüphane sınıflandırma sisteminin adı. bir kış gecesi, kitap iade kutusuna bırakılan ve donmak üzere olan kedi yavrusuna sahip çıkan kütüphane yöneticisi veriyor bu ismi ona. daha sonra dewey'in hikayesinin anlatıldığı kitabı yazacak olan kütüphane yöneticisi vicki myron, kediyle aralarında, onu bulduğu ilk anda özel bir sevgi bağı kurulduğundan söz ediyor. kitapta yalnız dewey değil onun kütüphaneye alınışından itibaren yaşananlar da anlatılmış. belediye meclisinden kütüphanede yaşaması için nasıl izin alındığı, ziyaretçilerin dewey'le birlikte geçirdikleri değişim, kasabadaki ekonomik zorlukların insanlar üzerindeki etkisi, dewey'in ziyaretçilerle kurduğu sıcak ilişki, şöhretinin giderek yayılışı (ta japonya'dan belgeselini çekmeye geliyorlar) vs. yukardaki linkteki haberi okursanız kitaptan alınmış başka ayrıntıları da bulabilirsiniz.

ben açıkçası kitaptan çok kitapta anlatılan kediyi sevdim. saçma bir cümle gibi görünüyor farkındayım ama şöyle açıklayayım, kitap yer yer amerikalıların en sıradan ayrıntıyı aşırı mana yükleyerek hikaye etme takıntısından muzdarip. yok kedi en sevdiği mamayı verince şöyle sevinmiş, yok karnını elletmezmiş (bizim badem de öyle, so what!) gibi bilgilerin uzun uzun anlatılması insanın içini bayıyor. dewey'i, kütüphaneyi ve kasabadakileri nasıl etkilediği çok daha kısa ve etkili bir şekilde anlatılabilirdi -ah editörü ben olacaktım ki o kitabın!-

kitapla ilgili google'dan çıkan sayfalara baktım da bir de şöyle bir yönü varmış hikayenin, kitap önce 45 sayfalık bir taslaktan ibaretmiş, gönderilen yayınevlerinden birinin yöneticisi ilk iki sayfasını okur okumaz kararını verip, bu kitabı alıyoruz demiş ve kütüphane yöneticisi vicki myron'a yayıncılık tarihinin yüksek rakamlarından birini teklif ederek kitabın haklarını satın almış: 1.25 milyon dolar! rakamın büyüklüğü tartışmalara yol açmış ama yayınevi yetkilileri, kedi severlerin büyük bir kitle olduğunu, kitabın bunu hak ettiğini söylemişler. doğrusu pek de yanılmamışlar, kitap uzun süre çok satanlar listesinde kalmış. kitabın film yapılması planlanıyormuş (kütüphaneci kadını merly streep oynacakmış), bir de kahramanı dewey olan çocuk kitapları yazılacakmış (mcdonalds'ta dewey oyuncakları da satılır pek yakında, peh!)

dediğim gibi kitabı değil de dewey'in hikayesini sevdim, yer yer komik ve dokunaklıydı. ben ingilizcesinden okudum, türkçe'ye de çevrilmiş ama çevirisi pek iyi değilmiş.

şimdi bu nasıl bir yazı oldu diye düşünebilirsiniz, kitaptan bahsettim ama neredeyse almayın, okumayın demeye getirdim. yok öyle diyil, ilginizi çektiyse alın tabiy, hem her zaman süper mükemmellikte kitaplar mı okuyoruz kuzum?

Dewey : Dünyanın Kalbine Dokunan Kütüphane Kedisi / Pegasus Yayınevi

Dewey: The Small-Town Library Cat Who Touched the World

4 yorum:

serpil dedi ki...

Ne şeker bişey Dewey.Amazon da fazla detay var diye eleştirmiş senin gibi. Can yayınları da Uygarlığı Değiştiren 100 Kedi adlı bir kitap çıkarmış, o da ilgince benziyor.
Benim favori kedili kitaplarım Kedi Gülüşü, bir de Doris Lessing'in yazdığı var, onları okudun mu? Oya Baydar'ın Kedi Mektupları'nı da aldım ama henüz okumadım.
Bu konuda Badem'in de fikrini alırsın herhalde :)

asliberry dedi ki...

Eğer kütüphaneci fotoğraftaki kadınsa, filminde Lili Tomlin oynasa daha iyi olurdu.

Ekmekcikız dedi ki...

Bu sizin "Üzüm", kütüphane kedisinin kuzeni mi?
Öyle gibi bir duruşları var, sanki.
:))

neolitik hanım dedi ki...

serpil,

hakikaten pek şirin bi şeymiş dewey. doris lessing'i aldım ama henüz okumadım, merak ediyorum. kedi gülüşü'nü duymadım, ona da bakayım.

badem tembelin önde gideni, böyle kütüphanede çalışan kediye kıl olur kesin, yan gelip yatmak varken çalışmak da neymiş :)

...

aslı,

evet resimdeki kadın kütüphaneci. Lili Tomlin'in adını bilmiyormuşum, resimlerine bakınca hatırladım hemen. bence de tomlin oynasın. aslı sende de bir "castingci" damar var. bir arkadaşımla yaparız casting biz, şunu film yapsalar kim oynasın diye. pek eglencelidir.

...

ekmekci kız,

hoşgeldin sefalar getirdin :)

olabilir bak, üzüm'de de var öyle bir duruş.

bu arada sayfa olmuş bir kedi cenneti. acilen yeni ve kedi dışında fotoğraflar koymalıyım, "blogger mahallesi"nin kedili kadını olmama pek bir şey kalmamış :) (bu "mahalle" tanımını da lusin'den yürüttüm, hoşuma gitti)