kasap süpürgesi - yılbaşı çiçeği. ne alaka?


"kokkino". yunanca "kırmızı" demekmiş. yılbaşına doğru çiçekçilerde belirmeye başlayıp, "ay bir yıl daha geçti, ne çabuk!" diye insanın hayrete düşmesine vesile olan sivri yapraklı, minik, koyu kırmızı meyveli bitkiden söz ediyorum. aslında bizim satın aldığımız tam olarak o bitkinin kendisi değil tabiy, çiçekçiler o kırmızı meyvecikleri öbek öbek yeşil sivri dallara sarıyorlar, oluyor sana kokina! internette çeşitli kaynaklarda İstanbullu Rumların yılbaşında evlerini süslemek için kullandıklarından bahsediliyor ama şimdilerde benim gibi yeni yılı kutlama hevesine kapılan hemen herkes birkaç demet alıyor.

efenim, ekmekçi kız hanımın nergislerinden ilhamla ben de bir çiçek yazısı yazayım dedim, hem de yılbaşı konseptine uygun olsun. baktım şule de yorumlarda kokina'dan bahsetmis, hah dedim, kokinalar! her yıl aralık ayı başında bizim gümüşsuyu yokuşunda belirir kokinacılar, ya mevcut çiçekci tezgahında olur, ya da sırf kokina satan satıcılar belirir kaldırımlarda. evde büyükçe kahverengi bir vazo var, ona konur, ordan da masanın üzerine. badem yaramazı pek sever bu kırmızı tuhaf bitkiyi, dikenlerinden sakınarak uzun uzun koklar, fazlaca üzerine giderse vazo devrilir, bizimki de gürültüden korkup anında ortadan kaybolur.

yılbaşı gelir geçer, kokina yapraklarını dökmeye başlar, meyvecikleri büzüşür ama ev ahalisinden kimsenin eli değip de kokinaları atamaz. dikenli oluşundan ve de yapraklarını azıcık dökse de hala iyi göründüğünden epey idare eder. sonunda mevsimler geçer, bahar, yaz, sonbahar derken yeni kokinalar çıkar dermişim, yok yahu o kadar bekletmeyiz, en geç şubat bilemedin martta atarız eski kokinaları :P

o kırmızı mevyecikli bitkinin latince adı "ruscus aculeatus" imiş, ingilizcesi de "butcher's broom" yani kasap süpürgesi. böyle şirin meyveli bir bitki için haşin bir isim diy mi? türkçede de "kasap süpürgesi", "tavşan kirazı/memesi",:) "dikenli mersin", "herdem taze" (ne güzel isim) vs. diye geçiyor. ağaçlar.net adlı siteye göre ruscus'ların kendi kırmızı meyveleri varmış ama her dalda bir tane olduğundan ve de "tüketim oburu" insanlara bir kırmızı meyve az geldiğinden salkım salkım olsun diye ilave meyvecikler bağlanıyormuş dallarına.

bir de yılbaşı/noel filmlerinden bildiğimiz altında durulunca illa ki öpüşülmesi gereken "ökse otu (misletoe)" var ki onu da yazarsam "eeh ama bu kadarı da fazla, bizim ananelerimizde, örfümüzde, adetimizde olmayan şeyler cık cık" denir diye korkuyorum. geçen yıl "dünyadan yılbaşı gelenekleri " diye bir şey yazası olmustum da yemistim fırcayı birilerinden.

neo
the tırsak yılbaşı kutlamacısı :)

5 yorum:

nalan dedi ki...

tam tersine yılbaşı türkler daha islamiyet ile tanışmadan çoook önce kutladıkları bir gün.
hiç ilgisi yok yani hristiyanların christmas adetleriyle :)

elektra dedi ki...

hah, ekmekçikızcığıma da yazdımdı kokinayı senden geldi bu da:) ben bir kokina bir de nergis gördüğümde acaip sevinirim. çünkü niye? çünkü kış gelmiştir diye:)) bir de artık kokina çıktı mı, sıcak yüzünü göstermez bir dahaya inanırım. her yeni yılda alırım. bir sene demişlerdi ki, öbür yılbaşına kadar sakla, uğur getirir. ben epey bir direndim, mart sonuydu hatta , epey solmuş buruşmuş, değsen dikenler dökülüyor falanken, bir temizlik çılgınlığımda tozlarını bile almaya kalkmıştım, ama dikenlerden biri canımı çok yakınca uğursuz şey deyip fıydırıp atmıştım. bir daha da kalkışmadım tutmaya. ocak sonu, şubat başı çöpe:)

kediebru dedi ki...

almanyadayim ben. burda noel inanilmaz guzel. herkes deli gibi alisveriste. suslemelerin guzelliklerine inanamazsiniz. bir bavul dolusu turkiyeye tasimak istiyorum. :PP iyi yillar simdiden.

asliberry dedi ki...

Yaaaa, Sen Uyurken filminde Ökse Otunun altında öpüşmüşlerdiiii.

neolitik hanım dedi ki...

nalan,

bugun gazetede gördüm ben de, ağaç süslemek eski türklerde varmış zati :) oh gönül rahatlığıyla devam edeyim ben :P

...

elektra,

tam dedigin gibi oldu, kokina cıktı ortalığı buz kesti ayol! gerci dun ılık ılık lodos esip, dereceyi 17'ye cıkartıp bizi sersemletti ama bugun yine bildigin kış işte. eldivenleri cıkarttım, aa baktım başparmağı sökülmüş, zaten yarı parmaksız, sökülünce iyice homeless eldiveni gibi olmus.neyse diktim bi güzel, iki çorap giydim, koca atkıyı da sarınca tamam dedim soğuk benden korksun! senin soğuğa olan muhabbetine de hastayım bu arada :)

...

kediebru,

gecen yılbası almanya'daydım ben de. çok güzel oluyor oralar, o meydanlardaki tezgahlarda satılan kavrulmuş şekerli bademlere bayılmıştım, bi de muzun ve çileğin çikolataya batırılmış haline! size de iyi yıllar.

...

asliberry,

ayy çok severim o filmi ben! kaç kere seyrettim hatırlamıyorum. kız yanında pasaportuyla geziyordu olur da floransa'ya giderim belki diye. bi de evsahibini oğluyla ilişkisi çok komikti.