gözlemci geldi hanıım!


aslında kendi ayağına ateş etmek gibi olacak biraz ama festival takipçileri üzerine birkaç gözlemimi paylaşmak isterim. tıpkı "bienal insanı" gibi, "festival insanı" denilen bir tipleme var, kendim de epey zamandır festival izleyicisiyim eyvallah, ama ben birazdan bahsedeceklerimden diyilim gibi geliyor, diyilim ya valla!

çeşitli kereler festival bileti kuyruğunda beklemişliğim var: bir kere dersini çalışıp gelmişlere rastlıyorum, ellerinde zaman çizelgesi ve film kitapçığı, takır takır hangi sinema, hangi gün, hangi seans söyleyip sistematik bir şekilde işlerini hallediyorlar, bunlar genelde mühendis/akademisyen tipli oluyorlar. bir de "gişe önü şaşkınları" dediğim grup var ki bunlar genelde öğrenci kılıklı oluyor ya da tasarım/sanat manat işindeymiş gibi bi profil çiziyorlar. bi kere doğru dürüst seçememiş oluyorlar filmleri, "ayy burçin şu kore filmine de alalım mııı?" "ay hayır tayanç, o saatte workshop'um var, bilmiyo musun!" gibi konuşmalar geçiyor aralarında. bunlar gişe önünde bıdırdarken arkalarında da bir tür görev bilinciyle gelmiş gibi görünen sabırsız tipler huzursuzlanıp, "arkadaşım ilerlesenize, hadi ama!" diye sert çıkışlar yapıyorlar. "arkadaşım" lafı da ne acayiptir, hem samimi gibi hem tehditkâr... bir de böyle şık giysiler giymiş, yüksek topuklularla ve kolunda büyük bir çantayla yine sabırsızlanan kadınlar görüyorum. "allah allah niye biletix'ten almamış ki biletini, tuhaf şey" diye düşündürtecek kadar "kariyer ve toplantı insanı" gibi görünen bu arkadaşlar da önlerindeki ilerlemezse azarlar tonda konuşurlar, "festivali her yıl takip eden bir kişiyim, acelem var, ağzınıza .ıçarım haa" der gibi bir halleri vardır. bu sene de "gişe önü şaşkınları" ile "meşkul kadın" tiplemesi çıktı şansıma, neyse fazla beklemeden istediğim filmlere bilet buldum.

bu minik-sosyolocik gözlem yazısını kenan doğulu'dan bir klasikle bitireyim: festival gibisin katılmak istiyorum :)

4 yorum:

Ekmekcikız dedi ki...

"Festival pişti" olmuşuz, hanıımmm!
:)
Ben daha film seçemedim, sen bilet bile almışsın.
Bravvo!

nalan dedi ki...

tiyatro biletlerini internetten alıyorum ama yine de yazılmış halini gidip almak durumundasın ya gişeden.
gidiyorum biletimi almaya, geç duymuş ya da ihmal etmiş biri yazdırılmış bileti görünce aynen ciğercinin önündeki kedi gibi bakıyor bilete.
ben de hiç anlamamış pozunda tırıs tırıs kaçıyorum yanından :)

neolitik hanım dedi ki...

ekmekçi kız,

hakkaten öyle olmuş :) ilk kez bu sene erken uyandım mevzuya, dersimi çalıştım, biletleri kaptım.

filmleri nasıl seçiyorsun? ben amerika, ingiltere ve bazı fransız filmlerini direkt eliyorum, nasıl olsa geliyorlar vizyona diyerekten. karanlık, karamsar, fazla üzünçlü, fazla marjinal görünenleri de eliyorum. kuzey, ortadoğu, latin, kore vs olanlar arasından seçiyorum bi şeyler. bir de tabii sevdiğim yönetmenler, oyuncular varsa onlar etkili oluyor. tony gatlif var mesela bu yıl, onun yeni filmini merak ediyorum. hayalkırıklığı olan filmlere de denk geliyoruz tabiy, filmi bırakıp çıkmayı hiç sevmem ama geçen yıllarda bir tanesine dayanamayıp çıkmıştık, çok kötü hislerle dolduruyordu insanı, bir de pişman olduğum filmler oluyor, sana da bahsetmiştim sanırım, hani şu bombalı film.

...

nalan,

ay biliyorum o duyguyu, ben de bir konser için aynen cigerci kedisine dönmüş, elinde fazla bileti olan var mı diye etrafı kollamaktan bi fena olmuştum. sonunda fazla bileti olan birileri sattı, onları alırken de bizim gibi bekleyen bir çiftle itiştik, önce biz gördük diye :) neyse sonunda onlar da buldular, mutlu son :)

Ekmekcikız dedi ki...

Neocuğum,
Şimdilerde aynen seninki gibi bir yöntem uyguluyorum.
Eskiden deneysele daha çok eğilimliydim, şimdi biraz daha garantici oldum.

O bombalı filmden ben de çok fena etkilenmiştim, ama, anlatımına ve derdini o derecede doğrudan söylemesine de hayran olmuştum, bir yandan.