itinayla haz ertelenir: çorlulu ali paşa medresesi


o caanım sultanahmet köftecisinde güç bela yer bulup iftarı yapmışsın. leziz köfte, nefis piyaz (harbi, soğanlı felan), irmik helvası derken sıra nihayet çay faslına gelmiş ama yok, çay burda diyil, çorlulu ali paşa medresesinde içilecek. hem sırf çay mı? kahve, gazoz, elmalı çay, adaçayı, bilumum formatta sıvı tüketmek gibi bir hayalin var. kalabalık bir grup olarak çorlulu'ya doğru yürüyorsunuz, klasik ramazan kalabalığı, iftar sonrası hayat yavaşlamış sanki, kimsenin acelesi yok, etrafa, incik boncuklara bakarak çorlulu'ya varılıyor. 

yıllardır gelmemişsin, birkaç turist grubu ile üç-beş masada yerli ahalinin oturduğu mekan bambaşka bir hale bürünmüş. ahşap ilave bölümler, tepede kocaman ısıtıcılar, bi de florasan lamba. hay allah, neyse çok takılmıyorsun, avlu kalabalık ama yedi kişilik bi yer hemen bulunuyor. duvarlarda "nargilelerin marpucunun gümüşten" olduğu zamanlardan karakterlerin siyah beyaz fotoğrafları. çok yakışıyor o avluya, hepsine uzun uzun bakıyorsun. tabii bu arada hemen sipariş veriliyor, "büyük bardakta çay, açık". gruptaki herkes kahve, birkaç kişi de nargile söylüyor. sana da kahve telkininde bulunuyorlar, "çok güzel bak, kahve içsene" diye. "onun da sırası gelecek, hele şu büyük çayla bi başlayalım." 

nargile hemen, kahveler de biraz sonra geliyor. muazzam bir köpük, fincanın yarısına kadar neredeyse. nasıl yapıyorlar diye kafa yoruyorsun ama yok söylemiyorlarmış. çay hala ortada yok. etrafta tepside küçük çaylarla dolu tepsi dolanıyor ama kesmez o seni, büyük olucak, açık olacak. bekle bekle gelmiyor, birkaç kere yakaladığın garsona söylüyorsun ama "tamam abla" deyip ocağa doğru seyirten garsonlar avlunun ortasında hafıza kaybına uğruyor sanki. normal diyorsun iftar sonrası, insan biraz sersemliyor. 

baktın olacak gibi değil, ortada dolaşan tepsiden bir çay almaya razı oluyorsun. ohh, sonunda vuslat! sonra kahve içiyorsun, gerçekten nefismiş! kahve sonrası tepsi dolaştıran garson "ada çayı ister misiniz" diyor, yok elma içicem diye geri çeviriyorsun (ahh!). nargile dumanındaki çeşit çeşit aromayla tatlılaşan bir hava var avluda, arada bir esinti de yokluyor. elma çayı geliyor bi vakit sonra, zaten herşeyin hemen gelmemesine alıştın -tanpınar mı demişti, "Doğu, oturup beklemenin yeridir diye"-. 

bir arkadaşının nargile içmekle ilgili söyledikleri aklına geliyor: nargile içerken insanın şöyle bi gevşeyip etrafındakilere boş boş bakması ne acayip diy mi diye? gerçekten de etraf ağızlarında nargile, bizim göremediğimiz bir dünyaya dalıp gitmiş insanlarla dolu. elma çayı da bitti, sıra geldi ada çayına. başka masalara giderken gördün, pek güzel kokuyordu. garsonlardan birine söylüyorsun, yine "tamam abla" cevabı ve ortadan kayboluş, bekliyorsun, o sırada masadan başka biri "daha oturuyorsak ben bi kahve daha içiyim" diyor, içsin tabii, orta kahveyi söylediğin garsona "bizim bi de adaçayı vardı" diye hatırlatıyorsun, "hemen" diyor. 

bir on dakka sonra sadece kahve geliyor. masadan birinin de nargilesine köz lazım, o da köz dağıtan garsonu kolluyor ama hep teğet geçiyor bizim tarafı. sen ada çayı, o köz, sürekli birilerine söylüyorsunuz ama nafile. kahve bitiyor, nargileler de öyle. kalkıyor mu millet, ama daha ada çayı içecektin? umutsuzca köz isteyen arkadaşa "anladım ben, burda hazların ertelenmesi usulü servis yapılıyor, ada çayını deli gibi ister kıvama getiriyor ve seni ondan mahrum bırakıyorlar. keza köz de öyle" diyorsun, gülüşülüyor. sonunda vazgeçiyorsun, "kalkabiliriz artık" demeye kalmadan garson ada çayını "buyur abla" diye sehpaya bırakıyor :) hayata, ondan isteklerine, beklentilerine ve zamanlamaya dair bir hikaye değildir nedir bu diye düşünerek mis kokulu çayını yudumluyorsun.

fotoğraf: http://www.treklens.com/members/inanuc1/photos/

2 yorum:

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Hem de bir medresede oturuyorsan, kesinlikle "doğu, oturup beklemenin yeri!"
:))

NEOLITIK HANIM dedi ki...

şikayet eder bir tondan yazdım sanki ama yok, güzel, gidilir yine. ramazan'dan sonra daha tenha olur diye tahmin ediyorum. hem dediğin gibi madem medreseye gidiyoruz bekliycez tabiy :)