bir maske üç ifade



dağın sesi kitabını bitirdim, severek okudum, japonlar yine boş çıkmadı. çeviri konusunda huzursuzlandım biraz, ama iyiydi iyi... kitabın ana karakteri şingo adlı yaşlı adam bir ara no tiyatrosu maskelerinden söz ediyor. japonların geleneksel sanatlarından biri olan no tiyatrosunda maskeler önemli bir yer tutuyor. No oyunları genelde tanrısal ve ruhani varlıklarla ilgili; savaşçıların ruhları, trajik kaderlerine mahkûm kadınlar, deliler, şeytanlar... aktörler genellikle maske kullanıyor. bazı no maskeleri oyuncunun başını farklı açılarda eğmesiyle korku, üzüntü gibi duyguları seyirciye yansıtıyor. aşağıdaki resimden ne demek istediğim daha iyi anlaşılabilir. aynı maske duvara sabitlenmiş ve aydınlatılmış, her bir karede sadece fotoğraf makinesi hareket ettirilerek maskenin farklı duyguları nasıl anlattığı gösterilmiş. 


kitapta da no maskelerinin bu özelliği şu satırlarla anlatılıyor:

“…Bir No maskesini göz hizasının biraz üstüne kaldırıp kolları öne uzatmak gerekirmiş. Bizim gibi ihtiyarlar daha iyi görürlermiş. Bulutlandırmak istersen biraz aşağı çevir.
“Tanıdığım birine benziyor. Çok gerçekçi.”
Suzumoto bir No maskesini hafifçe aşağı çevirmeye “bulutlandırmak” dendiğini, çünkü o zaman maskede hüzünlü bir ifade belirdiğini; yukarı çevirmeyeyse “parlatmak” dendiğini, çünkü o zaman maskede canlı ve neşeli bir ifade belirdiğini açıkladı.

Arkadaşı, Şingo’ya maskelerden birini satmaya çalışıyor, yaşlı adam önce pek hevesli görünmese de gözlüklerini takıp maskenin sahiciliğini görünce çok etkileniyor:

Jido (şakacı bir cin) maskesinin saçı ve dudakları o kadar güzel geldi ki şaşkınlıktan çığlık atacaktı az kalsın. (…) Şingo yüzünü maskeye yaklaştırırken bir kızınki gibi pürüzsüz ve parlak cilt Şingo’nun yaşlı gözlerinin önünde yumuşadı ve maske canlanıp sıcak sıcak gülümsedi. Şingo nefesini tuttu. Gözlerinin on santim kadar önünde canlı bir kız ona temiz temiz, güzel bir şekilde gülümsemekteydi.

Gözler ve ağız gerçekten canlıydı. Boş göz oyuklarında siyah gözbebekleri vardı. Kırmızı dudaklar şehvetli bir şekilde nemliydi. Şingo nefesini tutup, maskenin burnuna neredeyse dokunacak kadar yaklaşınca siyahımsı gözbebekleri yukarıya, ona doğru salındılar ve altdudak şişti. Şingo onu öpmek üzereydi. İç geçirerek geri çekildi.

Uzaklaşınca maskenin ona yalan söylediği izlenimine kapıldı. Uzun süre derin soluklar aldı.

Jido maskesini sarı brokar kılıfına geri koyup kırmızı bir zemine bıraktı. (…) Sanki jido’nun alt dudağının ardına, antika kırmızının soluklaştığı ağız içine bakmış olduğunu hissediyordu. Ağız aralıktı ama altdudağın ardında dişler yoktu. Karlı bir nehir kıyısındaki bir goncaya benziyordu.

İnsanın yüzünü bir No maskesine neredeyse dokunacak kadar yaklaştırması bağışlanmaz bir sapıklıktı herhalde. İmalatçısı bu maskeye o şekilde bakılmasını planlamamıştı muhtemelen. No sahnesinden uygun bir uzaklıktan bakıldığında en canlı görünen maskenin, şimdiki gibi çok yakından bakılınca da o kadar canlı göründüğünü keşfeden Şingo, imalatçısının aşkının sırrını hissetti.

güzel değil mi?  yazarın başka kitaplarını da merak ediyorum: karlar ülkesi, kiraz çiçekleri. bakalım… şimdi sırada adalet ağaoğlu’nun yaz sonu var, yaşasın :)

Dağın Sesi / Yasunari Kavabata / Doğan Kitap


15 yorum:

endiseliperi dedi ki...

:)ah bu japonlar! biliyorsun onların uzaylı olduğuna ilişkin epey bir kanıt toplandı. ben de ciddi ciddi şüpheleniyorum. ve öyle sanıyorum ki türkiye'deki casusları sensin:) kitabı büyük olasılıkla okumam, ama bu kitabı beğenmeni nasıl beğeniyorum, bilemezsin. çok hoş. karlar ülkesi ve kiraz çiçekleri'ni okumanı da sabısrsılıkla bekliyorum:)

sevgiler, öpücükler.

Lilith dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Passive Apathetic dedi ki...

Neocuğum,

Peri'nin seni gezdirme planlarını hatırladım şimdi bu yorumunu okuyunca. :))

Alıntıladığın yerler benim yarama fazlaca dokunan yerler. Bu kitabı alacağım ve bir yere saklayacağım. Vakti geldiğinde o beni bulur.

Sevgiler ikinize de.

neo dedi ki...

periciğim,

bence de japonlarda var bi şey.. keşke olsam casusları, şu kapağını bloga koyduğum kitabı gönderirlerdi hemen :)

kitabı beğenmemi beğenmen çok hoşuma gitti, insanı sevindirmenin türlü yolları var sende peri. diğer kitapları da okuyacağım, yazarım burdan.

sevgiler, öpücükler, sayanora :)

***

pa'cığım,

evet ya, iyi hatırlattın, peri'nin neo'yu türlü memleketlere yollama planı :) bu ara pek seyahat edemedim bak, aslında iyi olurdu.

tamam, al ve sakla bu kitabı, saklanmak çok yakışır bir japon romanına.

sevgiler sana da.

elektra dedi ki...

sen şimdi maskeyi boş ver, aşağıda okuduğumun hasetliği içerisindeyim. Adalet Ağaoğlu.....:( İnsan bir haber verir be neo, çok kıskandıııım, çok kıskandım... gidiyorum ben.

justine dedi ki...

Neo, bu Japonların hepsi birbirine benzemiyor mu ya?! Hah ha olaya bir de başka bir açıdan bakalım dedim, ne var yani?:p

"bulutlandırmak", "parlatmak", ne kadar, ne kadar güzel!!! Bak işte, maskeler farklı farklı, hiçbiri birbirine benzemiyor. Ben Japon edebiyatını pek bilmem ama okuduklarım arasından (yıllar önce, genç kızken daha) çok etkilendiğim olmuştu. Aşkın Üç Yüzü'nü bir tesadüfle bulmuş ve çok sevmiştim. Hatta benim tarafta yazmıştım o kitap hakkında bir şeyler, belki bakmışsındır.

Kiraz Çiçekleri ismini çok sevdim, Japonlar yapıyor valla, diyerek gideyim ben en iyisi:)

Çok sevgiler.

(PA, merhaba!. Peri'nin oradan seslenmeyi unutmuştum, geç ama içten olduğunu bil:))

endiseliperi dedi ki...

justine, neo'nun japonlar hakkında bilmediği pek az şey var. geçmişte yine burada, "kel japon olur mu?" şeklinde acayip bir yazı yazdığını da söylemem gerek.

pa, neo'cuğum ne zaman berlin'de bir toplantı olacak da oraya gidecek diye kendi kendime, sabırsızlıkla beklemekteyim.

neo, okumam dedim ama, ben önümüzdeki bir dönem japon edebiyatı okumaya kesin kararlıyım. o sırada senin bu yazılarını tarayıp bir liste yapacağım. büyük olsalıkla bu kitapları da alıp, okuyacağım. ama benim biraz daha durulmam lazım japon edebiyatı için;)

sevgiler.

elektra dedi ki...

Neyse, sakinleştim hasetim geçti:) bak sana ne buldum:

http://leventkazak.tumblr.com/post/2571526081/cigdem-yag-yordu-gorkemli-tepenin-ustune-durmus

neo dedi ki...

elektra,

sırada orhan pamuk var dermişim ehehe! şaka tabiy, alain de botton bilem ulaşamıyormuş kendisine ("orhan telefonlarıma cevap versin" diye bir haber vardı bugün :)

ne güzelmiş gönderdiğin şiirler, bayıldım :) çok teşekkür ederim.

...

justine,

aşkın üç yüzü'nü duymamıştım, baktım sayfandan şimdi. onu da okuyayım ben, madem kendini japon edebiyatına adamış bi insanım :)

kiraz çiçekleri diye bir alman filmi vardı, onu da bulursan izlemeni öneririm. çok güzeldi.

"japonlar yapıyor" da iyiymiş :)

sevgiler,

...

peri,

evet evet, japon edebiyatı okumanı ve üzerine bi şeyler yazmanı çok isterim. kimbilir ne güzel tahlil edersin karakterleri.

berlin'de toplantı temennine "amin" diyorum, almanya'da bir sürü şehir görüp hala berlin'e gitmemiş olmak üzüyor beni.

sevgiler.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Neocan,
Yalnız gitmek zorunda kalırsan sıkılma hiç, Berlin'e seninle gelebilirim! :))

Anladığım, aramızda bir Japon Muhibbi Cemiyeti kuracak yeterli sayı var sanırım.
Ben Japonların filmlerini de, edebiyatlarını da, resim sanatlarını da, müzik aletlerini de, mutfaklarını da seviyorum.
Japonya'da bir balıkçı köyü görmeyi çok isterim, mesela!
:)

hafifabi dedi ki...

cemiyetinize beni de alın!

neo dedi ki...

ekmekçi kız,

tamam, seninle önce berlin'e gidelim, ordan da japonya'ya geçeriz :) nasıl program ama? ;) burdan evrene mesajı gönderdim, bir kısmını bile kayda geçip bize dönerse ne ala, secret hesabı ehehe

...

hafif beyabicim :)

tabii ki, cemiyetimiz caponsever bütün mümtaz şahsiyetlere açıktır, hele ki haiku dalında eserler veren biri olarak sizi baştacımız ederiz yani.

aslı hayvanı dedi ki...

japon yazarlar ve neo'ya güvenim tam. hemen aldım kitabı :)

neo dedi ki...

aslı,

büyük sorumluluk hissediyom sen böyle diyince :) ya önerdiğim bir kitabı kıytırık bulurlarsa diye uykularım kaçıyor. ama kötü bulduğum olursa onu da yazıyom arada.

bakalım beğenicek misin kawabata'yı?

aslı hayvanı dedi ki...

gerilme yau :) kıytırık kitap okumak ve beğenmek hakkımız da var ayrıca. ben zaman zaman böyle kitaplar okuyorum utanmadan.

mesela geçtiğimiz yaz tatilinde ejderha dövmeli kız ve ikincisini okudum. çok beğenmedim belki ama ortam için gayet idealdi bence :)