belki şehre bir film gelir...


o kadar japon japon deyince yetkililer sesimi duymuş olacak ki, şehrimize japon filmleri festivali geliyormuş a dostlar! (üstüme alındığıma bakmayın, 7. si düzenleniyormuş eheh) haftaya başlıyor, hem animasyonlar (miyazaki) hem klasikler (kurosawa) hem de günümüz japon yönetmenlerinin filmleri var. gönül ister ki hepsini izleyeyim, ama iki günü hafta içine denk geliyor. cumartesi-pazar giderim artık. sabah 11'den akşam 8'e kadar üst üste japon filmi izlemenin bünyede nasıl bir etkisi olacak bakalım? :) 

bu arada battaniye bitti. yani kareler bitti, hafta sonu birleştirme işlemini yapacağım, en kısa zamanda da eskişehir'e gidip anneme teslim edeceğim, soruyor her telefonda konuşmamızda. 

resim solak kedi'nin resim galerisinden, kamisaka sekka isimli bir sanatçının. diğer resimlere de bakmak isterseniz şu linki tıklayın.

japon filmi festivalinin programı da şurda. kirpinin zerafeti kitabında bahsedilen yönetmen ozu'nun filmleri de olsaydı keşke! heyecanla baktım programa ama yok. neyse artık, nabalım.

iyi haftasonları
neo 
the obsesif :)

6 yorum:

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

O zaman şöyle yapalım bir gün ayarlayalım, hem film seyredelim, hem Cafe Bunka'da yemek yiyelim ya da çay içelim.
Nasıl? :)

Lilium Bosniacum dedi ki...

yaw neo ben senin battaniyeni kıskanıyorum. evde yüze yakın bitmiş kerm var hala oturup da birleştirmiş değilim... hem renkleri de pek parlak değil.. ondan herhalde içimden gelmiyor... öyle... söliim dedim.. imza: tembel lilium..

neo dedi ki...

ekmekçi kız,

oo şahane planmış! bunka'yı merak ediyordum ne zamandır. haberleşiriz o zaman.

...

lilium,

renkleri parlak değil demişsin, görmedim ama haksızlık etme yahu, güzeldir onlar. şöyle sevdiğin bir renkle birleştiriver gitsin. belki bu fikir motive eder seni. bitmiş halini düşün, ne güzel sıcacık kullanırsın, kanapenin üzerine atarsın, ne biliyim :)

bookandwine dedi ki...

Japon tiyatrosunda kullanılan maskeler hakkındaki postunuzu okumuştum. İlginizi çekebilir, Matsuo Basho (1644-1694) adlı bir yazarın The Narrow Road to the Deep North (1684)adlı bir kitabı var. Gezi edebiyatı içinde değerlendirilebilir bu kitap. Haikai tarzında şiirler yazan Matsuo Basho şimdinin Tokyo'sundan (o zamanların Edo'su)yola çıkar. Doğduğu kasabadan başlayarak kutsal mekanları ziyaret eder. Bir tür hac yolculuğudur onunkisi. Yol boyunca ona ilham veren her neyse, diyelim çiçek açmış bir vişne ağacı, o anki ilhamla bir şiir yazar. Şiir ve düz yazının-şiire en çok yaklaşmış haliyle- iç içe geçtiği, okumaya değer bir kaitaptır Basho'nun eseri. Elinize geçerse ilginizi çekebileceğini düşündüm. sevgiler

neo dedi ki...

merhaba bookandwine,

sözünü ettiğiniz kitap tanıdık geldi, nitekim kitaplığı biraz karıştırınca buldum, bende türkçesi var imiş. 94 yılında almışım (o zaman tarih atma alışkanlığım vardı kitaplara) "14 aralık 1994 eskişehir" yazıyor. uzun zaman geçince aradan unutulmuş kitaplıkta, sayenizde hatırlamış oldum. şöyle bir karıştırdım, ne güzel kitapmış, "yolculukta yıpranmış bir çantanın notları" diye bir bölüm var. başo bi yerde, "kar seyretmeye çağrılıydım" diyor, bol bol kiraz çiçeklerinden söz ediyor...

bir haikuyla bitireyim yorumu:

"at sırtında, uyur uyanık
gördüğüm bir düşte, uzak bir ay
ve sabah çayının buğusu."

sevgiler.

bookandwine dedi ki...

:) kitabın çevrilmiş olmasına çok sevindim. Kitaplığınızdaki bir kitabı tavsiye etmem ne hoş bir tesadüf. Bir postunuzu okuyarak edebi zevkinizi tahlil etmişim gibi hissettim..haha..mümkün mü..sevgiler