Galaksinin en matrak adamı: Douglas Adams



"Uzaya, zamana, maddeye ve varlığın doğasına ilişkin tüm sorular yanıtlandığında geriye tek bir soru kalacaktır. 'Akşam yemeğini nerede yiyeceğiz?'

İngiliz yazar Douglas Adams'ın Otostopçunun Galaksi Rehberi serisindeki "Evrenin Sonundaki Restoran" kitabından bu satırlar. Adams'a bayılırım. Onun bilimkurgu türüyle oynadığı oyunlar, yarattığı karakterler, dili kullanışındaki muziplik ve alaycılık çok eğlencelidir.

Üzerinde sabahlıkla uzayda dolaşan ve iyi bir çay içmek için yalvaran bir İngiliz; gezegenleri dolaşıp galaksi rehberine gezi yazıları yazan bir uzaylı; iki kafalı, üç kollu ve büyük egolu bir galaksi başkanı; gezegen büyüklüğünde bir zekâya sahip olan ama bunu kullanmasına izin verilmeyen depresif bir robot ve daha bir sürü eğlenceli karakterle tanışırsınız beş kitap boyunca.

Hikâye, Arthur Dent'in bir sabah uyanıp kapısında belediye görevlilerini ve dozerleri bulmasıyla başlar. Oturduğu yerden geçecek yeni bir otoyol için evini yıkmaya gelen ekibe direnmeye çalışır. Evinin istimlâk kararından haberi yoktur, ekibe yalvarır, dozerlerin önüne yatar vs.

Aslında yıkım kararı çıkan tek yer evi değildir. Galaksilerarası yeni bir siber-uzay otoyolu inşa edileceğinden Dünya gezegeni için de istimlâk kararı alınmıştır. Bunu da o sabah kendisini alıp bir puba götüren ve uzaylı olduğunu açıklayan arkadaşı Ford Prefect'ten öğrenir. Vogonlar gelip Dünya'yı yok etmeden birkaç saniye önce, iki arkadaş kendilerini bir uzay gemisine atmayı başarır ve olaylar gelişir :)

Radyo oyunuyla başladı
Otostopçunun Galaksi Rehberi, ilk olarak 1978 yılında BBC'de radyo oyunu olarak yayınlanır ve büyük beğeniyle karşılanır. Dinleyicilerin çok sevdiği bu oyunlar sonunda dünyanın dört bir yanında 14 milyondan fazla satan beş kitaplık bir seriye ve yine BBC'de yayınlanan TV dizisine dönüşür.

Birkaç yıl önce serinin sinema filmi de yapıldı ama pek çok edebiyat uyarlamasında olduğu gibi film Douglas Adams hayranlarını hayal kırıklığına uğrattı.

Kurt Vonnegut ve Stanislaw Lem gibi isimlerden etkilenen, bilim-kurgu dünyasının sarkastik yazarı Douglas Adams ne yazık ki erken yaşta hayata veda etti. 2001 yılında 49 yaşındayken geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybettiği sıralarda filmin senaryosu üzerinde çalışıyordu.

Douglas Adams'ın neredeyse bütün kitapları Türkçe'ye çevrildi. Otostopçunun Galaksi Rehberi serisi dışında da kitapları var: Kutsal Dedektiflik Bürosu, Ruhun Uzun Karanlık Çay Saati, Yıldız Gemisi Titanik ve Somon Balığının Şüphesi. Bu saydıklarımdan bazılarının baskıları tükenmiş ama bazen indirim reyonlarında karşınıza çıkabiliyor.

Aşağıda "Evrenin Sonundaki Restoran"dan alınmış sinir bozucu bir asansörle ilgili bölüm var. Kitap hakkında fikir versin diye…

"Merhaba" dedi asansör tatlı bir sesle" seçeceğiniz kata kadar yapacağınız yolculukta sizin asansörünüz olacağım. Sirius Sibernetik Şirketi tarafından siz Her Otostopçunun Galaksi Rehberi ziyaretçilerini ofislere götürmek üzere tasarımlandım. Eğer hızlı ve hoş geçecek bu tecrübeden memnun kalırsanız, kısa bir süre önce Galaktik Vergi Dairesine, Boobiloo Bebek Mamaları binasına ve Sirius Devlet Akıl Hastanesine de monte edilmiş bulunan diğer asansörlerimizde de bu deneyi yineleyebilirsiniz. Buralarda karşılaşacağınız birçok Sirius Sibernetik Şirketi yöneticisi, dört gözle ziyaretlerinizi, sempatinizi ve dış dünyayla ilgili neşeli hikayelerinizi bekliyor olacaklardır. “Evet” dedi Zaphod, içeri girerken, “konuşmaktan başka ne yaparsınız?”

“Yukarı çıkarım” dedi asansör, veya “aşağı inerim.”
“Güzel” dedi Zaphod, “Biz yukarı çıkıyoruz.”
“Evet tamam yukarı lütfen”
Bir anlık bir sessizlik oldu.

“Aşağısı da çok hoş” diye önerdi asansör ümitle.
“Oh öyle mi?”
“Süper”
“Güzel” dedi Zaphod. “Şimdi bizi yukarı çıkarır mısınız?”
“Sorabilir miyim?” diye araştırdı asansör en tatlı, en makul sesiyle, “aşağı inmenin size sağlayabileceği bütün imkanları gözden geçirdiniz mi?”

Zaphod kafalarından birini (iki kafası vardı) iç duvara vurdu. Buna hiç de ihtiyacı olmadığını düşündü kendi kendine, her şey bir yana buna ihtiyacı yoktu. Burada olmayı hiç istememişti. Eğer bu dakikada nerede olmayı istediği sorulacak olsa, herhalde etrafında en azından elli kadınla birlikte bir plajda uzanıyor olmayı ve uzmanlardan oluşmuş bir küçük ekibin de onu nasıl tatmin edebileceklerini araştırıyor olmalarını dilerdi. Bu onun her zamanki cevabıydı. Buna bir de yemekle ilgili iştah açıcı bir şey eklerdi belki de.

Yapmak istemediği şeylerden biri Evren’i yöneten adamın peşinde koşmaktı. O adamın bütün yaptığı, Zaphod’un sürdürmesinde hiç mahzur görmediği bir işi yapmaktı ve nasılsa o yapmasa bir başkası yapacaktı bu işi. Ama bundan da çok yapmak istemediği, bir iş hanında asansörün biriyle tartışıyor olmaktı.

“Ne gibi başka imkanlar?” dedi yorgun yorgun.

“Eee,” diye ses aktı, aynen bisküvi üzerindeki bal gibi, “Orada zemin katı var, micro dosyaların durduğu bölümler var, ısıtma sistemi… ıııhm, …”

Durakladı.

“Özel olarak heyecan verici bir şey yok” diye itiraf etti, “ama yine de bir alternatif”.

“Kutsal Zarquon aşkına, Varoluşçu bir asansör istemiş miydim ben?” diye homurdanıp öfkeyle yumruk attı duvara.

“Neyi var bu şeyin?” diye soludu.

“Yukarı çıkmak istemiyor,” dedi Marvin işi basite indirgeyerek. “Sanırım korkuyor.”

“Korkmak mı?” diye haykırdı Zaphod, “Neden korkuyor? Yükseklikten mi? Yükseklikten korkan bir asansör, öyle mi?”

“Hayır” dedi asansör bitkin bir halde “gelecekten..”

“Gelecekten mi?” diye hayretle haykırdı Zaphod. “Sefil şey ne istiyormuş, aylığa bağlanmayı mı?”

Bu sırada arkalarında bulunan resepsiyon alanında bir karışıklık çıktı. Birden harekete geçen bir makinenin sesi gelmeye başladı.

“Bizler hepimiz geleceği görebiliyoruz” diye fısıldadı asansör, sesi korkmuş gibiydi. “programlanışımızın bir parçası bunu sağlıyor”

…bu asansörler zayıf da olsa yakın geleceği görme kapasitesine sahiptiler. Bu kapasite asansörün henüz onu çağırmayı düşünmeden bulunduğunuz kata gelmesini sağlayarak eskiden asansör beklerken yapılmak zorunda kalınan tüm rahatsız edici sohbetleri, gevşemeleri ve arkadaşlık kurma girişimlerini ortadan kaldırmayı hedeflemişti.

Evrenin Sonundaki Restoran / Douglas Adams

Serinin diğer kitapları:
Otostopçunun Galaksi Rehberi
Yaşam, Evren ve Herşey
Hoşçakal ve Balık İçin Teşekkürler
Çoğunlukla Zararsız

4 yorum:

kecilerin cobani dedi ki...

Neolitik hn,
aynen ben de d.adams'i cok begenirim, cok zeki bulurum. ince ince isler. bazen de gozumuze gozumuze yazar.
birkac incisini alinti yapmistim aylar once bir yazimda, cok eglenceli bakmak isterseniz:
http://cekilinbendeyazcam.blogspot.com/2007/02/inciler.html
selamlar.

Lilith dedi ki...

D.N.A. in kitaplari post-partum depression icin de tez yazarken sac bas yolmaya engel olmak icin de birebirdir, ikisi de tecrubeyle sabittir. :)
Dunyalilar hakkinda "sirf komsunuza iyi davranin dedi diye adamin birini carmiha gerdikten yaklasik 2000 yil sonra..." diye bir ifadesi vardi bu kitaplarin birinin baslangicinda, olmustum, bitmistim, bayilmistim.
Favorim ise Marvin'dir, her turlu iddiaye girerim ki o robot yengec burcudur, evet efendim, aynen Sponge Bob ve Calimero gibi... :)
Turkce cevirileri guzeldir ama orjinalinde D.N.A'in dilinin kivrakligi, Ingilizler'in o "dry" espri anlayisini nefaseti daha leziz ortaya cikar.

neolitik hanım dedi ki...

kecilerin cobanı,

şahane alıntılar yapmışsınız :) ben de yazıyı yazarken ne alıntılasam diye düşünüp uzunca bir bölüm seçtim. bakalım adams'ı henuz tanımayanları okumak için heveslendirebilecek miyiz?

sevgiler

neolitik hanım dedi ki...

lilith,

bana kalırsa da depresyon zamanlarının bir numaralı ilacıdır douglas adams.

marvin'in yeri ayrı tabiy (tipik bir yengec bence de:) ama arthur dent'i de severim ben. uzayda o şaşkın hali, trillian'la ilişkileri vs.

filmini sevmemistim ama bbc icin yapilmis dizileri fena degildi, onca eskiligine ragmen. filme amerikalıların karışmasına izin vermek büyük hata olmuş.

ingilizceden okumanın tadı ayrıdır ama dedigin gibi turkce cevirileri de fena degil.