"Hayatta kal yeter, ben seni bulurum."


bugünkü radikal'de sevin okyay'ın en romantik film sahneleriyle ilgili bir yazısı var. o da the times'tan almıs. eleştirmenler 20 filmden en romantik sahneleri seçmiş. listeye şöyle bir baktım da azılı bir romantik olarak izlemediğim pek az film var :P onlar da daha cok eskiler arasında, bir fırsat bulup hepsini izlemeye heveslendim yazıyı okuyunca.



bir de zaten izlemiş olduklarımı da yeniden izlemek istedi canım. cok sevdigim before sunset filmi de var listede mesela. (onu ilk film before sunrise'la birlikte izlemeli tabiy) o filmde kadının adamı görmeye gittiği paris'teki ünlü kitapçıya, (Shakespeare and Company) seyahatimin son gününde uçağın kalkmasına saatler kala kala koştura koştura gitmişliğim vardır sırf bu film yüzünden :)

mohikanların sonuncusu'nu da izleyeli yıllar olmuş, daniel day lewis bir yana sırf başlıktaki cümle için yeniden izlenmeli derim :)


8 yorum:

candan dedi ki...

neo canım..
olmuyo böyle ama, beni tahrik ediyosun.. ;)

elektra dedi ki...

neolitik hanım,
sevin okyay'ı tıkladım okudum. orada diyor ki, işte shrek'in öpücüklerine allah'a şükür diyelim. benim sıpa nedeniyle, animasyon film kültürüm arttı ve bu saptama doğru galiba. ben mesela cars adlı filmde, yarış arabası sevdiğine döndüğünde ağladım bile:) happy feet'de , ıce age'de de kavuşmalar gözlerimi yaşarttı. onlar da olmasa, kill bill'deki gelinin romantizmine tav olacağız bu sıralar.
bu arada aklıma geldi, türk filmlerini de bizler konuşalım. benim aklıma biri geldi hemen. hülya avşar'ın aytaç arman'la oynadığı ' fatma Gül'ün suçu ne?' filminin son sahnesi, bir minnetle sevdayla su uzatma biçiminde kapanır. ben filme değilse de, o finale bayılmış, çok etkilenmiştim mesela.
sevgiler.

neolitik hanım dedi ki...

candanım canım,

oluyo oluyo, tahrik olunsun, kışkırılsın ki gelsin yazılar, şiirler (senin o konunda usta oldugun hepimizin malumu) ve de yorumlar :)

neo
the agent provocateur

neolitik hanım dedi ki...

elektra,

kardeşim küçükken ben de az ninja turtles mesaisi yapmadım. gerci onda romantizm yoktu pek (kimse öpmezdi o birbirinden sevimsiz dört yeşil tosbayı)sonra yegenler sayesinde de bir sürü animasyon tecrubem oldu.

dedigin gibi pek hoş sahneler vardır animasyon filmlerinde.

türk filmi ve romantizm deyince benim aklıma vesikalı yarim geldi. pavyon gülü türkan şoray'la, mazbut mahalle manavı arasındaki o yarı suçlu yarı özgür aşk ne güzeldir. bir sahnede klasikleşmiş türk filmi repliklerinden birini söyler türkan şoray, "çok eskiden rastlaşacaktık".

bir başka sahnede pavyona sepetle meyve getirir izzet, türkan aşağılar bunu, o da garsona verir sepeti üzgün üzgün, "müşterilere dağıt bunu" diye. ne fena sahnedir!

fatmagül'ün suçu ne'yi izleyeli çok oldu, unutmuştum sonunu, ne güzelmiş.

sevgiler

endiseliperi dedi ki...

yahu neolitik hanım, ben de yakın zamanda en güzel aşk sahneleri listesini yazacaktım
gerçi düşündüm taşındım 3 tane buldum. bir tanesinin elektriği çok hoş, film berbat olmasına rağmen. adını da bilmiyorum zaten. belki bulurum imdb'de.

ankara eti sineması'nda bir akşam matinesinde izlemiştim son mohikan'ı. sinemdan çıktığımda bir yaz gecesiydi ve ben daniel day lewis'e deliler gibi aşıktım artık.

new york çeteleri bile değiştirmedi bu aşkı. ama artık sohbeti geçerse bir ah! ile anılıyor adı.

ben hayatta kalmayı beceriyorum:p

sevgiler.

neolitik hanım dedi ki...

peri,

senin sayfandan benimkine gectim, aa baktım yazmıssın, hemen cevap vereyim dedim. aksam bilgisayarı götürmeyeceğim eve, lost'un 3. sezonunu izliyorum, aksamlarım dolu bir süre :) (sen dizi izliyor musun?)

ben de pek iyi değilim bu listeleme işinde. sevdigim, aklıma yer etmiş şeyleri yazmaya kalkınca birkac tane şey çıkıyor hepi topu.

daniel'a ileticem mesajını ;)

sevgiler.

("daniel" felan, bendeki samimiyete bak sen!)

ekmekcikiz dedi ki...

Gone with the Wind / Rüzgâr Gibi Geçti,
Pillow Talk / Yastık Hikayesi,
In the Mood for Love / Aşk Zamanı, Before Sunset (ve tabii ki Before Sunrise),
Four Weddings and a Funeral / Dört Nikâh, Bir Cenaze,
Brief Encounter /Kısa Tesadüfler, West Side Story / Batı Yakasının Hikâyesi,
Casablanca /Kazablanka.
Bu listeden seçimlerim böyle.

Hep eskilere gitmişim sanki, yoksa yarı yarıya mı?

neolitik hanım dedi ki...

ekmekci kız,

evet eskilerden daha fazla romantik film secilebiliyor sanki, zaten yazıda da ondan şikayet ediliyor, son dönemde cekilen filmlerde romantizmden eser yok pek.

hugh grant'i sonradan sonradan sevmeye basladim ben, ama yine de dört nikah bir cenaze'den pek hoşlanmamışımdır.

pillow talk'ı cok sevmistim, bir fırsat olsa da yine izlesek. cnbc-e'ye istek mesaj atmalı.