kaotik battaniye, arachnophobia: ören bayan korkusu, kürkçü han'a III. yün seferi


her sonbaharda kırtasiye malzemeleri almak dürtüsü gibi gelir bana örgü örme hevesi.. simdi hava tekrar ısındı ama yağmurlu ve serin oldugu akşamlardan birinde başladım yine, evde geçen kıştan kalma bir sürü artmış yumak vardı, kaşkol gibi hemen bitmesin diye daha büyük çapta bir işe girişip battaniye öreyim dedim. tecrübeliyim zaten bu konuda, iki kişilik ördüğüm siyah kare battaniye (on yıl oldu onu öreli, her yıkamada biraz daha genişliyor, örüldüğü boyutun iki katında çıktı sanırım) ile girdim bu işe.. fotoğrafta da görüldüğü gibi bir hayli eskidi.


büyüklü küçüklü 4-5 tane ördüm sanırım. en son ördüğümü annemlere verdim, ondan önce ördüğümün renklerini sevmedim sonradan, kullanmıyorum pek ama milenyum şerefine ördüğümü seviyorum. her karede farklı desenler, renkler var, kaotik biraz. onu ördüğüm sıralarda yurtdışında yaşayan bir arkadaşımla yaptığımız e-mail yazışmalarından çıkmıştı milenyum esprisi.. “battaniye öyle büyük olsun ki kainatı kaplasın”a kadar varan uçuk şeyler yazdığımızı hatırlıyorum. bu arada çocukken, ören bayan ip markasının logosundaki kadından korkardım ben :) uzun uzun baktığımı hatırlıyorum, şimdi baktım da aslında sevimli biriymiş ama o zamanlar ortadan ayrık siyah saçları, elleri ürkütücü gelirdi bana, örümceğe benzetirdim. çocuk zihni ne acayip..

ofiste geçen kış birlikte ip alıp kaşkol ördüğümüz bir arkadaşım var, onunla eminönü'ndeki kürkçü han'a gidicez havalar soğuyunca, siz de heveslendiyseniz ipleri oradan almanızı tavsiye ederim, hem çeşit bol, hem ucuz.. handa çeyiz, gelinlik vs. satan dükkanlar var bir de. bir seferinde fotoğraf makinesiyle gitmiştik, renk renk ipler, eski dükkanlar, malzeme boldu yani, bir ara gelinlik satan bir dükkanın vitrinini çekmek istedi arkadaşım, bizi görür görmez içerden iki tane teyze bir hışımla çıkıp "çekmeyin, ne çekiyorsunuz?" diye azarladı. meğer, beğendikleri gelinlik modellerinin fotoğrafını çekip aynısını başka yere diktirenler oluyormuş, o sebepten müsaade etmiyorlarmış fotoğraf çekimine! peey! gelinlik casusluğu diye bir şey varmış onu da öğrenmiş olduk bu "haute couture teyzeler" sayesinde :)

bu ara az ve seyrek yazabiliyorum, bir sürü şey var aslında ama vakit olmuyor..

iyi haftasonları herkese..

9 yorum:

endiseliperi dedi ki...

teşekkür ederim neolitik hanımcım. çok güzel bu battaniyeler. kürkçü han'ı da bora'ya dedim şimdi msn'den hep önünden geçermiş, biliyormuş. artık yünlerimizi oradan alırız, dedi:) bayram arifesi gideceğiz belki. şimdi ben daha önce bahsi geçen sonbahar renklerini kullanmayı düşünüyorum. kiremit kırmızısı, donuk sarı, ekru, belki çok siyah olmayan bir siyah... eylül göğü için bir parça mavi belki:)

teşekkür ederim tekrar. hadi taşın da "güle güle otur" demeye gelelim, elimizde keklerle, kısırlarla...şaka şaka.

endiseliperi dedi ki...

ve şu ören bayan resmi de belki gerçekten korkutucu. bugün torkunç bey'de de bahsettim, bu 2. olacak. yaban çilekleri filmindeki kendi cesediyle karşılaşma sahnesinin bahsi geçiyordu. ben de renkli ve şeffaf giysiler içindeki 3 kadın görmüştüm bir masanın çevresinde örgü ören. işte görüntüleri ören bayan görüntüsüydü. sonra başlarını yavaşça kaldırmışlardı. gülümseyen yüzleri annemdi. hepsinin! bak, yıllar önce gördüğüm bu rüyadan ikidir bahsediyorum bugün. dur ben bir annemi arayayım.

sevgiler.

neolitik hanım dedi ki...

pericigim,

rica ederim, biraz eskidi battaniyeler, pek parlak olmadı resimleri ama kışın eski türk filmleri izlerken ısıtmak konusunda görevlerini başarıyla yerine getiriyorlar :)

bayramdan önceki hafta taşınacağım inşallah..

rüyan ne kadar ürperticiymiş, tuhaf bir resim bu, sen korkutucu deyince tekrar baktım korkutucu da olabiliyor sanki.. ama gulumsemesine odaklanırsan öyle gelmiyor, yanıltıcı resimler vardır ya, onlar gibi biraz.

yarın aksam iftara arkadaşımı davet ettim, ne pişirsem diye internette yemek tarifi aranıyorum, şöyle sonucu garanti, yapması kolay bir şeyler aklına geliyor mu?

örgü battaniyeler, yemek tarifleri derken burası giderek bir martha stewart ya da -yerel bir örnek olsun- emine beder blogu olma yolunda hızla ilerliyor :) acilen bir polisiye kitap yazısı olmadı aksiyon filmi (komplo teorisi de olur bak) kritigi attırmalı :) bugun robinson crusoe'dan edmund crispin'in "moving toyshop" kitabını aldım. oxford'da gecen klasik bir polisiyeymiş, bitireyim de yazayım buraya..

sevgiler

Adsız dedi ki...

bi şey dicem de ayıp olacak galiba ama olsun. 12 yıllık istanbulluyum ama şu kürkçü hanı bilmiyom.. nerde acaba???

lilium (üşendim :)

sad-ece dedi ki...

Merhaba,
Sizi Peri nin bloğundan tanıyorum:)
Ellerinize sağlık demek istedim..
Çok şeker görünüyorlar..

sevgiler..

ekmekcikiz dedi ki...

Neocuğum,

Ben milenyum battaniyesine bayıldım. Renkleri ve farklı desenleri biraraya getirişi ile çok güzel olmuş.

Ören Bayan kadını bana da tuhaf gelirdi ve tuhaf gelmeye devam ediyor.

Yemeğe misafir çağırdığımda balık seviyorlarsa, fırında somon yapmayı tercih ederim. Yanına karidesli, havuçlu, mısırlı pilav ve salata ile tam bir ziyafet olur.
Bilmem bu fikir işine yarar mı?

Liliumcuğum,
Kürkçü Han Kapalıçarşı'dan Tahtakale'ye inerken diye biliyorum. Oradan hiç yün alışveriş i yapmadım, ama, o civarda pek çok ucuz alışveriş yerleri vardır.

neolitik hanım dedi ki...

lilium,

ben de öğreneli 4-5 yıl oluyor, ekmekci kız güzel tarif etmiş gerçi ama aşağıdaki linkte daha ayrıntılı bilgi var, bakmaya üşenmezsen :)

http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2000/01/06/169864.asp

....

ece,

hoşgeldiniz, battaniyeler vesilesiyle tanışmış olduk :)

sevgiler

....

ekmekci kız,

milenyum modeli benim de favorim, bir benzerini yapmaya hevesleniyorum ama önce şu çizgili ikea modeli var.

ören bayan konusunda yalnız değilmişim :)

arkadaşım pek sevmez somon, daha gelenekselcidir, ayrıntılı bir hünkar begendi tarifi buldum, onu yapayım diyorum. bir de nar şerbetli bir muhallebi tarifi var, basit ama güzel sunumlu. bir de çorba yaptım mı, tamamdır bu iş. zaten bence yemek yapmanın en zoru kısmı karar vermek, sonrası kolay. somon+pilav önerini de deneyeceğim bir başka sefere.

elektra dedi ki...

neolitik hanım, ben de milenyum olanına bayıldım. o yuvarlakları falan sonradan ekledin di mi? bana bir cesaret geldi, yapsam dedim de. örerken yapılıyorsa beceremem.
:(

neolitik hanım dedi ki...

elektra,

evet evet o yuvarlakları sonradan ekledim, tığla örüldü onlar. ben örgü konusunda pek bir şey bilmem aslında, temel şeyler, haroşa, lastik vs.. öyle selanikti, türkan şoray kirpiğiydi (ablam o modelden bir kazak örmüştü mesela)hiiç bilmem..