çiçeği burnunda dört göz neo'nun maceraları

herşey sinemada biraz arkalarda oturduysam perdedeki altyazıları okumakta güçlük çekmemle başladı. harflerin etrafında beyaz haleler beliriyor, gözümü kısmadan onları seçemiyordum. uzun bir zaman üzerinde durmadım, gözlük dediğin şey çocukken takılırdı, o zaman başlardın, "dört göz" diye isim takarlar, kavgadan önce "tut şunu" diye en yakındaki arkadaşına verirdin, hayatının bir parçası olurdu, biraz büyüyünce lense geçilirdi, olmadı lazerle çizdirilirdi vs. fekat yıllar geçtikçe gözümü kısmak yorucu olmaya daha da beteri yetmemeye başladı. yalnız film altyazılarını degil, biraz uzaktaki yol tabelalarını, boğaz'dan geçen gemilerin isimlerini, tv ekranı üzerinde yazılı maç skorlarını falan da göremez hale gelmiştim. arkadaşlar arasında "ha sen göremezsin şimdi, dur ben okuyayım" diye nine muamelesi bile yapılır olmuştu son zamanlarda, o derece! sonunda bu film festivalinde, gözümü bir japonunki kadar kısıp dünyaya sinemaskop gözlerle baksam da perdedeki yazıları okuyamadığımı fark ettim ve göz muayenesi kaçınılmaz oldu. doktor, duvara yansıttığı harflerin hiçbirini okuyamadığımı görünce, "hmm miyop bu ama bir anda olmadı herhalde, epeydir olmalı" diye hafif azarlar tonda sordu, "ehü var bi süredir" diye bi şeyler geveledim. denediği camlardan biriyle, duvarda yürüyen karıncalar bir anda f, l, h gibi harflere dönüşünce o kadar sevindim ki! görüyorum allahım görüyorum diye iç çığlıklar attım :) ve muayene sonunda nurtopu gibi 0.75 miyop, biraz da astigmat bir gözlüğüm oldu.

gözlük çerçevesi seçmek de ayrı bir işmiş, onu da tecrübe ettim. ne cok secenek yarabbi! lens istemediğimden, tel çerçevelerden de hoşlanmadığımdan geriye binbir renk ve çeşitlilikte kemik çerçeve gözlükleri denemek kaldı. sonunda açık koyu yeşil tonlarda, yüzüme şık diye oturan bir tanesi seçtim ve çok memnunum. ilk gün zemin uzaklaşmış gibi geldiğinden sürekli düşecekmiş duygusuyla yürüdüm ama alıştım ve de anladım ki ben görmüyormuşum a dostlar! ya da benimkine görmek denemezmiş, daha çok seçiyormuşum. metroda biraz ötemdeki insanların yüzlerini oyle detaylı görünce anladım, yıllarca siluetler içinde gezmişim. gözümün önünde kriminal bir vaka olsa, şüpheli hakkında "saçları kıvırcıktı, gözleri maviydi" diye eşgal verebilmekten çok uzak bir noktadaymışım. artık tabelaları canavar gibi okuyorum, cumartesi beylerbeyi'nde oturup boğaz'dan geçen en ufak gemilerin isimlerini bile okudum, boğaz'ın tepelerinde daha önce fark etmediğim güzel eski evler gördüm. festivalde en arkalara da düşsem altyazıları kolaylıkla okudum. şimdi gözlük jestlerini deniyorum ehehe, bir elime alıp sapını çiğner gibi yapıyor ve "ee, şöyle bir düşünüyorum da, optik ilmi bi noktaya gelmiş" gibi saçma cümleler kuruyorum. azıcık leke olunca hemen siliyorum. herşeye bir gözlüklü, bir gözlüksüz bakıp tekrar tekrar hayretlere düşüyorum. çerçevenin renkli oluşu da sabah ofiste küçük bir infial yarattı, bayıldı herkes, hemen hepsi denedi, herkese de yakıştı, sihirli gibi :) ofiste benim gibi uzağı göremeyen bir sürü insan varmış meğer, onlara da bir heves geldi. hemen dedim internette beyoğlu göz hastanesi diye aratıp sitesini bulun, internetten randevu alın ve hiiç beklemeden ücretsiz muayene olun (kurumsal reklam gibi oldu ama göz muayenesi olmak isteyen birileri okuyorsa, onlar da faydalansın dedim. sağlık hizmetleri de bir noktaya gelmiş, sağlık karnesi felan gerekmeden, kimlikle muayene olunuyormuş.)

böyle işte, artık gözlüklü bir insanım, yıllardır gözlük takanlar varsa beni anlamayacaklardır muhtemelen, "ne len, 0.75 gözlük takmış, olay yaratmış, peh!" diye ama yok, bambaşkaymış her şeyi net görmek.

not: resimdeki benim gözlüğüm diyil ama cam kısmı benziyor stil olarak. benimkini çekmeye üşendim, ışık da kötü ofiste.

16 yorum:

endiseliperi dedi ki...

ooo çok geç kalmışsın hakkaten gözlük olayında. ben neredeyse gözlükle doğmuşum gibi hissediyorum. ve şekerim numaran çok küçük, yahu. ben başlarken bile, övünmek gibi olmasın 1.30'dan başlamıştım:) hadi bakalım, hayırlı olsun. yeşil çerçeve ha? benim ki o stilin siyah camlısı. pek yakışmıyor bana galiba. çok ciddi. neyse neyse, iyi olmuş.

haa neolitik hanımcım, dün ülkü takviminde okudum; gözlük camınız çizildiyse birkaç damla sirke ile yıkayın, hemen geçer, diyordu. ben demedim ama eğer işe yarıyorsa çok faydalı bir bilgi. camların parlak olsun istiyorsan, onları şampuanla yıkaman gerek. ben bazen duşa gözlükle giriyorum, arada yıkanıyorlar. ama sen öyle yapma, sanırım çerçeveye filan zararlıdır sıcak su.

hadi hayırlı, uğurlu olsun:)

sevgiler.

dreamsact dedi ki...

Beni de gaza getirdin Neo.. arayacağım orayı. Gittiğimde de senin adını vereceğim.. :)

Ben de 1 numara hipermetropum ama epeydir kullanmıyordum, ir baktırayım ne alemdeymiş..

endiseliperi dedi ki...

siyah camlısı değil, siyah çerçevelisi! ne o siyah siyah camlar, kör de değiliz yani!

aslı hayvanı (a.k.a. domuz) dedi ki...

bende bu durumun tam tersi var neo. o ışıkların etrafındaki hareler ezelden beri mevcut, kitap okurken hep rahatsızım. gözlerimi kısıyorum, açıyorum, kitabı yaklaştırıp uzaklaştırıyorum mütemadiyen. her sene "bu sefer gözlerim fena bozuldu, hem de aniden" diye panik içinde doktora koşuyorum. yoo pilot gibisiniz maaşallak diye geri gönderiyolar beni. deliricem :)

şule dedi ki...

hayırlı olsun neocum. gözlük seçmeyi çok severim, eğlenceli iştir. sana da yakışmıştır muhakkak...ve evet haklısın, 0.75 de olsa, "görüyorum, görüyorum" efekti yaratmıştır sende :)

Ekmekcikız dedi ki...

Ayy!
Hemen görmeliyim dörgöz halini Neocum, hemen.
Eminim cool duruyordur o çerçeve sende.
:)))

elektra dedi ki...

ben de şimdi aynı şeyi yazacaktım, eminim çok yakışmıştır diyecektim:)

metin dedi ki...

Evet, önce "peh", sonra da heyirli uğurli olsun!

...De, ben de gözlükten lense yatay geçiş yapmak istiyor ve fakat korkuyorum. Gözüme yabancı bir cismin değiyor olmasının lafı bile beni ürkütmeye yetiyor. Fakat artık kendimi mecbur hissediyorum -yok yok, şişe gözlüklülerden değilim çok şükür!
Sadece bıktım gözlük denen meretten o kadar.

Şimdi beni okuyan bir hayırsever lenstakar varsa aranızda, bana deneyimini anlatabilir ve beni yüreklendirebilir mi aceba?

şule dedi ki...

metin beycim, ben lens takip rahat edemeyenler grubundayim. bu konuda yureklendiremeyecegim sizi ama 6 yıl once lazerle ameliyat olup kus gibi hafifleyenlerdenim ayni zamanda. eger kornea tabakaniz uygunsa bu islem icin, hic dusunmeyin derim. boylece denizde acilip, hâlâ kumsalda altinda oturdugunuz şemsiyeyi seçebilme şansınız oluyor :)

metin dedi ki...

Sevgili Şule Hanım,

Bana bir mail göndermeniz mümkün olabilir mi rica etsem ve zahmet buyurursanız lütfen... Bu lazer konusu çok kritik. Ülkemiz bir hurda lazer teknoloileri deposu haline getirildi çoktandır, o yüzden çok tehlikeli bir tercih olmuş bu sizinkisi. Ama çok memnun olduğunuza göre güvenilir bir yer bulmuşsunuz demek ki... Bana birazcık ayrıntılı ve somut yazabilir misiniz?

neolitik hanım dedi ki...

peri,

evet evet çok geç kaldım, bu hevesim ve büyük olay haline getirişim de ondan :) numaram küçük ama etkisi büyük oldu hayatımda valla. çerçeve çok açık yeşil, sapları da önce açık yeşil sonra koyu. stil bi şiy :) siyah çerçeve ben de denedim ama saçlarım zaten koyu renk, çok sert durdu yüzümde. bir de turuncu denedim, guzel oldu ama çok iddialı yahu!

cam çiziğine sirke çözümü iyiymiş, çizilirse deniycem mutlaka.

teşekkür ederim.

sevgiler

...

halid,

ara, randevu al, mutlaka git. ofisten arkadaslar gitmeye basladı bile, yalnız birine, "senin numaran küçük, gözlüğe gerek yok" deyince biraz hayalkırıklığına uğramış :) ama sen bir numara diyosun kesin şişe dibi bir gözlük yazar sana ehehe

...

aslı,

e o zaman sende hipermetrop olmuyor mu, yakını görememe yani? eskiden bilmezdim hiç, hangisi uzağı görememe, astigmat da ne ola ki diye ama şimdi epey bi şey öğrendim. başka bir doktoru mu denesen acaba?

...

şuleciğim,

teşekkür ederim. zevkli işmiş gözlük seçmek hakikaten, bir sürü denedim, en son mor (evet renk seviyorum) ve yeşil kaldı eleye eleye. yeşili aldım ama morda da aklım kalmadı değil :)

...

ekmekci kız,

cool duruyor mu bilmiyorum ama farklı göründüğüm kesin, aynadaki halime alışamadım henuz. böyle daha entellektüel bir hava mı verdi desem :P ya da best-seller yazarı kadınlar gibi mi oldum desem bilemiyorum :)

...

elektra,

yakıştı diyolar etraftakiler, fena durmadı sanki :)

...

metin bey,

teşekkür ederim :) lens bana da tuhaf geliyor, kullanan pek çok arkadaşım var gerçi, memnunlar da ama benim gibi sonsuz üşengeç birine göre değil hiç. yatarken çıkar, solüsyonu felan var, uzun iş.

şule de yazmış, lens konusunda değil ama ameliyat konusunda benim de etrafımda hep iyi hikayeler var. gözlük muayenesine bir arkadaşımla gittik, o 12 yıl önce lazer ameliyatı olmustu, numarasında bir ilerleme var mı diye baktırdı, kayda deger bir ilerleme değilmiş, ameliyatı da çok iyi yapılmış -muayene eden doktor hayranlığını ifade etmiş- baska arkadaslarım da var lazer ameliyatı olan, olumsuz bir sey duymadım. ama yine de dediğiniz gibi temkinli olup güvenilir bir yer bulmak çok önemli bence de.

metin dedi ki...

Neolitik Hanım,

Peki, o arkadaşınızın 12 yıl önce ameliyatını yapan doktor şimdi nerelerdedir acep, köprülerin altından da çok su akmış gerçi ya, belki de işime yarar bu bilgi. Rica etsem bana bir mail atıp söyler misiniz arkadaşınızdan öğrenip, zahmet olmazsa, mümkün müdür efenim?

Burayı da dilek kutusuna çevirdim, kusura bakılmaya...

aslı hayvanı (a.k.a. domuz) dedi ki...

evat, yakını görememe hipermetrop. her seferinde farklı doktora gidiyorum. zaten bi makinayla ölçüyolar hepsi. hepsi de aynı şeyi diyor. belki de sadece ruh hastasıyım :)

Adsız dedi ki...

:))
40 yasima kadar sahin gibiydi gozlerim. 41 yasima gelmeden yakin gorusume biseyler olmaya basladi. salladim salladim sonunda gittim dr'a...
himm dedi, 40 yasindan sonra gorulur, kacari yok!
eh bravo yani! 40,5 yasinda 1numara hipermetrop olarak istatistikleri dogruladim.

fabrikasyon okuma gozluklerinden aldim ucuz bi tane gecen gun. 1 numarasini bulmak da amma zormus yani! 1,5 numaradan azinin ticari degeri yok galiba az uretiyolar.

gecen gun ilk defa kitabimi gozlukle okudum. lakin cerceveyi asagi yukari yaparak oncesi sonrasi seklinde test edip harbiden iyi gosteriyomus demekten kitabi okuyamadim. :)))

artik baska bi konuda istatistik ogrenmek istemiyorum.
ne olur ne olmaz!

bayancommonsense

Arzu Çur dedi ki...

11-12 yaşlarındayken tutturdum "gözlerim bozuk" diye, doktora gittik. Bana değil, elektra'ya gözlük aldık döndük, iyi mi?

Velhasıl kıskandım yine, ben de istiyorum gözlük. Hala istiyorum. Gerçi iki yıl önceki ehliyet sınavında son satırı biraz zor okumuştum. Dur, ben de bi deneyeyim şansımı, sen alırsın da ben alamaz mıyım?

Bi de yeni ayakkabıya basılır, ehliyetin kenarı kıvrılır vs. vs. Gözlük nasıl kutlanır ki? Kutlayalım:))

neolitik hanım dedi ki...

metin bey,

doktorun adını ve şu anda çalıştığı hastaneyi öğrendim, e-mail atıyorum birazdan size.

ne demek efendim, dilerim işe yarar bilgiler, yeri gelir dilek kutusu da olur blog dediginiz :)

...

aslı,

çatlak bi doktor bul, versin sana kafadan bi numara gözlük :)

...

bayan commonsense,

evet evet, birlikte gittiğimiz arkadaşıma da doktor öyle söylemiş, "yakında hipermetrop başlar, sizin numaranız avantaj olacak o zaman" demiş. acaba biz miyopların durumu ne oluyor yaşlandıkça?

...

arzu,

ya ne çok gözlük isteyen varmış etrafımda :) "az ışıkta okuyayım da gözüm bozulsun" diye uğraşan bir arkadaşımın oldugunu öğrendim bu vesileyle mesela, ha işe yaramamış o ayrı :)