öğle uykusuna övgü



çocukken zorla yatırılıyorken şimdi nasıl da kıymete bindi öğle uykuları... geçen pazar elimde kitabım, sıkı sıkıya çekili perdelerden yatak odasına sızan gün ışığında uçuşan tozlara bakarken bakarken dalıverdiğim o bir saatlik uyku ne güzeldi. haftasonları yine mümkün ama ya hafta içleri? yemek sonrası masanın başına dönünce bazı günler nasıl da tatlı bir uyku bastırıyor! bir kenarda minik bir kanepe olsa, çalan telefonların sesi, ofistekilerin konuşmaları giderek uzaklaşırken kendimi uykunun kollarına bıraksam... 


pınar öğünç'ün radikal kitap eki'ndeki yazısını görünce hah dedim, işte budur! aşağıda minik bir alıntı var yazıdan. tümünü okumak için sondaki linke tıklayın. herkese iyi uykular :)


Totaliter saate öğle uykusuyla direniş
Pınar Öğünç


Bu yazıyı akşam uykusuna yakın vakitlerde yazıyorum. Nasıl pis bir yorgunluğu var, taş taşımışım sanki bütün gün. Oysa ne isterdim bir öğle uykusu sonrası pillerim baştan dolmuş, yeni bir güne başlar cevvalliğinde değil ama kazanılmış minik bir ömür diliminin coşkusuyla yazmayı... Elimdeki kitabın 32. sayfası arasında sağ elim kalmış, sol elim yana düşmüş, balkon kapısı aralık, dışarıdan hâlâ canlı bir mahallenin fısıltıları geliyor, simitçi geçiyor, bir kadın bakkala sesleniyor, çitlembiğin taneleri düşüyor yerdeki kuru yaprakların üzerine, onları bile duyuyorum. Hayat dışarıda devam ediyor, ben uyurla uyanıklık arasında o tatlı mıntıkada, düşünürle düşler arasında firari bir yerdeyim. Gizli bir iş çeviriyorum, kendime bir yasa dışı eylem ısmarlıyorum. Hayat devam ediyor tüm hayatlığıyla, beni de devam ediyor sanıyorlar bir yerlerde. Ama ben mola işareti yapmışım ellerimle, “Bir dakika” demişim, öğle ışıkları dimdikken daha uzanıp, kaslarımı titreterek çözmüşüm birer birer. Canlıyla cansız arasında kaybolmuş gibi, ama aslında kendimi bulmuşum. Diyelim elimdeki kitap Bir Sanattır Öğle Uykusu...


devamı için tıklayın.

4 yorum:

aslı hayvanı dedi ki...

çok seviyorum ama öğlen uykusu ile dirilmiş bünye gece 3-4 civarlarında hala ayakta olabiliyor. işbu saatlerde uyuyan bünye sabah 8'de kalkınca uyku yetersizliğinden kırılıyor ve mutlaka gün içinde yine öğlen uykusuna yatmak zorunda kalıyor. işte sana kısırdöngü... tabii aylaklar için kısırdöngü. zavallı çalışanlar :)

serpil dedi ki...

Kitabın adı benim de ilgimi çekmişti. Bunu gördün mü Neo:
http://filucusu.blogspot.com/2010/05/ogle-uykusunu-seviyor-musunuz.html

Ekmekcikız dedi ki...

Evet yahu!
İşyerlerinde şöyle onbeş dakika kestiriliverecek kanapeler olmalı.
O olmayınca, bu defa akşamüstü dönüş yolunda kaykılıveriyorum, hoop on dakikalık rahatsız uykular...

neolitik hanım dedi ki...

aslı hayvanı,

ya ben öğlen uyusam da gece en geç bir gibi uykum geliyor yine, böyle de bir uykuseverim :)

biz "zavallı çalışanlar"a ofiste şekerleme hakkı istiyoruz kardeşim! bünye istiyor!

...

serpil,

görmemiştim o siteyi, enteresanmış. gerçi yekta kopan'a kıl olurum hafiften o geveze, bıdı bıdı halleri gıcık eder.

...

ekmekçi kız,

ben de vapura falan biniyorsam acayip uykum geliyor, o uykuyu da sevmiyorum hiç, bi uyanıyorum, nerde olduğumu anlayana kadar saniyelik saçma ruh halleri yaşıyorum.

ofiste kanepe/divan/sedir/şezlong bi şey olsun, burdan yetkililere sesleniyorum! :)