rüyalarda buluşuruz


- 96'dan beri okuduğum kitapları ay ay kaydettiğim (vakanüvis neo:) bir not defterim var, geçen şöyle bir karıştırdım, eskiden (hadi neo itiraf et, gençken) ne çok kitap okurmuşum. ayda 6-7'nin altına pek düşmüyormuş. şimdilerde bazen koca bir ayı iki kitapla geçiştiriyorum, yazıklar olsun! hep bu internet ve diziler yüzünden. kendi kendime sıkı yönetim ilan ediyorum, eve gider gitmez laptop'u, televizyonu açmak yok artık, hem minik birer everest'e dönüşme yolunda hızla ilerleyen kitap yığınları da azalır böylece.  
- şu rüya içinde rüya (inception) filmine gittim, güzeldi ama biraz abartıldı mı ne? ilginç fikir, hazin aşk hikayesi, aksiyon vs tamam da, "yeni matrix" denilecek bi tarafı yoktu. tolstoy'un son dönemlerini anlatan last station'u izledim bir de, yaani, fena diyildi ama tipik amerikan filmi tadındaydı. karısına kızayım mı üzüleyim mi bilemedim. sürekli semaverde çay içiyorlardı o hoşuma gitti. 
- ramazan münasebetiyle amak-ı hayal'i bir daha okuyayım dedim. ne iyi etmişim, çok fantastik bi eser. yer yer kadın düşmanı ifadelere kıl olmuyor değil tabiy insan ama nabalım... ben de aynalı baba'nın kahvesinden içmek istiyorum :) 
- tatil, tekne anılarını yazacaktım ama nemden/sıcaktan yazamadım, zati üzerinden zaman geçti, özetle tekne tatili denemeye değer diyorum, ama daha munis bir kaptanla. geceleri teknenin sallantısına kendinizi kaptırıp, "aa yıldızlar sallanıyor!" cümlesini başka bi yerde kuramazsınız. 
- özsüt'ün frambuazlı güllacını denedim ama sevmedim, fikir iyiymiş gibi geliyor lakin uygulama ı- ıh! klasik güllaçtan şaşmamak lazım. bu yıl ramazan sıcaklara denk geldi diye amma panik olundu yahu! vay şu kadar su tüketin, vay şunu yemeyin! sanki ilk kez oluyor! ha bir de şuna güldüm çok: "iftarla sahur arasında" bol bol sıvı tükecekmişiz! hadi ya! zati oruç olunca başka zaman aralığı mı kalıyo düdük? ramazan'la ilgili geçen haftaki radikal cumartesi'de güzel bir yazı vardı, yani birkaç tane kuralı olan bir ibadet her yıl nasıl bu kadar kafa karıştırabiliyor diye. yiyip içmiyceksin, sevişmiyceksin, sabırlı olacaksın, budur. "denize girersem bozulur mu, sakız çiğnesem olur mu, yetişkinler için olan filmlere baktım ama sadece baktım" bozulur mu? :) 
- son olarak şöyle lezzet garantili bir soğuk çorba tarifi arıyorum deyip bitireyim yazıyı. bir sürü tarife baktım, kimisi çorbayı pişiriyor sonra soğutuyor, kimisi hiç pişirmeden yoğurdu sulandırarak yapıyor. "işin ne ikisini de dene işte" diyebilirsiniz tabiy ama üşengeçlik malum.  

10 yorum:

Passive Apathetic dedi ki...

Yaşasın yeni yazı.

Inception bence de overrated -içinde Leonardo var, iyi olsa olsa ne kadar iyi olabilir ki (eheh) diyerek tarife geçeyim:

Sivaslı bir tanıdığımızın (Sivaslı diye belirtiyorum çünkü dediğine göre soğuk çorba Sivas yemeğiymiş) elceğizleriyle yaptığı soğuk çorba tarifi:

Yoğurdu isterseniz sütle, isterseniz suyla açın (o sütle açıyor). Bir tarafta da yeşil mercimek ve erişteyi (aşurelik buğday ve/veya kırık nohut vs de olur) haşlayın. Soğuduklarında açtığınız ayranımsı yoğurda karıştırın. Üzerine nane, tuz, isteğe göre zeytinyağı ve sarımsak ekleyin. Dolapta soğutun, servis esnasında içine buz atıp afiyetle için. İşin sırrı yoğurdun lezzetli ve eriştenin ev eriştesi olmasında.

Gerçi bu aşamada çoğu zaman kendimi tutamayıp çorbayı cacığa bağlıyorum, bulduğum ne kadar yeşillik varsa ince ince içine doğruyorum: fesleğen, taze nane, yeşil soğan, maydanoz, dereotu, göbek ve incecik soyulmuş incecik kıyılmış salatalık.

Yine de en iyisi gazpacho bence, domates gibisi var mı? yeyince serotonin de salgılıyormuşuz hem.

Sevgiler, afiyet olsun.

neolitik hanım dedi ki...

oh be inception hakkında benim gibi düşünen biri :) herkes acayip övünce bende mi bi tuhaflık var diye şüpheye düşmüştüm.

çorba tarifi için de çok teşekkürler. yoğurdu sütle açmak iyi fikirmiş. en kısa zamanda nohutlu versiyonunu deniycem.

gazpacho hiç içmedim, onu da merak ediyorum. doğru düzgün bir domates bulsam onu da yaparım inşallah. koca yaz geçti içi beyaz olmayan, gerçekten domates gibi kokan bi domatese rastlamadım :(

geçen friendfeed sayfanda gördüm, kanaviçe dergisi almışsın :) ben de alıyorum bazen, en son mavi tonlarda bi çaydanlık işledim. pek güzel oldu. ondan önce de gergedan işlemiştim. bi ara fotoğraflarını koysak ya sayfaya?

sevgiler.

Leylak Dalı dedi ki...

Neolitik Hanım, birinci maddede yazdıklarınıza pek katılıyorum. Şu internet denen musibete bulaşmadan önce ayda 10 kitap okur, yılda 120 yi tamamlardım. üstelik o zaman çalışıyordum. Emekli olunca bilgisayarla muhabbete başladım ve kitap sayısı aylık 5 e düştü, kendimi kınıyor ama değiştiremiyorum:))
Güllacın şamfıstıklısından şaşmam.
Soğuk çorbaya gelince, ben de pişirmeden yapanlardanım. Süzme yoğurdu biraz sulandırıp içine haşlanmış aşurelik buğday ve nohut karıştırıyorum. Bol taze nane doğrayıp pul biber ve çok az zeytinyağı ekliyorum üstüne. İster oda sıcaklığı, ister buzlu. İçme şekli zevkinize bağlı. ama tam lezzet için mutlaka süzme yoğurt.
Sevgiler...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Kardeşim Inception'u sevmek için iki kez izleyeceksiniz!
Ben denedim, oldu!
:)))

Biz geçen sene güllacı Mutfak sanatlarında bişeyli yemiştik, nasıldı o Neocum?

neolitik hanım dedi ki...

leylak dalı,

oo siz benden de iyiymişsiniz kitap konusunda. yine o eski günlere dönmek istiyorum evet, ama dün yine gider gitmez açtım televizyonu :) bilgisayarda okumam gereken sıkıcı bir metin vardı, sessizlikte çalışamıyorum, böyle fonda bi şey olucak illa, müzik de istemedi canım.

geçen gün bir arkadaşımın yaptığı fındıklı, portakal kabugu rendeli güllaçtan yedim. çok hoşuma gitti, portakal kabugunun aroması çok yakışmış, aklınızda olsun.

evet, süzme yoğurt soğuk çorba işinde önemli sanırım. henüz denemedim ama yaparsam mutlaka süzme yoğurt kullanıcam.

sevgiler.

...

ekmekçi kız,

on kere de izlesem faydası yok. üstelik begenmedim degil, dedim ya güzel fikir, aşk, aksiyon vesaire de neden böyle abartıldığını anlamadım. yaşlandım mı nedir ;)

aa iyi hatırladın, güllü dondurmalı güllaç yemiştik, çok da güzeldi. dondurma böyle uçuuk pembe renkti, tatlı da az şekerliydi, hafifti. nasıl yer etmiş hafızamda bak :)

Güneşligünler dedi ki...

Benim de kitap okuma sayım yıllar geçtikçe düşüyor ve hep televizyonu suçluyorum ben de ama kendimi suçlasam aslında daha doğru olacak gibi, tembe ben, utanıyorum... İnception'u hem Leo'nun yükselen oyunculuk yeteneği ve hem de C. Nolan'ın film kariyerinden dolayı büyük bir beklenti içinde izledim ve fakat malesef beğenmedim. Fikir çok güzel evet ama hikaye çok çarpıcı değildi ve aksiyon sahneler bıktıracak denli uzundu. Sonuç itibariyle kesinlikle çok daha iyi olabilirdi diyorum. Ramazanla ilgili bu bitmeyen sorulara artık kulak tıkamak istiyorum, çok banal ve kesinlikle medyanın pelesenk ettiği bu konular artık onları bile bezdirmiş durumda...

neolitik hanım dedi ki...

güneşli günler,

"inception'u o kadar da beğenmeyenler kulübü" kuracak kıvama geldik valla :) fatih özgüven ne yazmış diye bir baktım, aa o da "rüyalarda buluşuruz" demiş yazının başlığına ve o da pek begenmemiş (önce akla gelen ilk başlık, yazmasam mı diye düşündüydüm ama koca eleştirmen takılmamış ayol :) gerçi fatih özgüven'in bi şeyi beğendiği de enderdir.

şöyle bi şey hayal ediyorum, gelecek ramazan gazete, tv vs. medya yöneticileri bir araya geliyor ve "abi bu ramazan sahurda ne yiyelim, sakız orucu bozar mı, iftarda hafif yiyin" haberleri yapmıyoruz tamam mı diye anlaşıyorlar. ha bi de cola firmaları var, onlar da bir araya gelip "nineli, dedeli, uzun sofraya oturmuş, neşeli aileli ramazan reklamı yok bu sene" diyorlar :) şahane olmaz mı?

Passive Apathetic dedi ki...

Neolitik Hanım için hususen:

http://4.bp.blogspot.com/_xyoghBh-kn0/SqGdzJSonnI/AAAAAAAAAe0/7gAPmEzLUPg/s1600-h/PIC_2079+(Small).JPG

Pıroceler felan çok yoğun bir dönemdeyiz yoksa size uzuun uzuun yorum yazmak isterdim Neolitik Hanımcığım, kanaviçe ile aramızdaki sevgi-nefret ilişkisi üzerine. :) Ama yine de duramadım, en son olmasa da en sevdiğim kanaviçemi yollamadan edemedim.

Sevgiler :)

NEOLITIK HANIM dedi ki...

aa ne güzel olmuş charlie brown! ben de zamanında bir gergedan işlemiştim :) onun fotoğrafını koyayım tez vakitte.

kanaviçe ile sevgi-nefret ilişkisi demişsin ya, yoksa büyük çaplı bi şey mi işlemeye kalktın? :) ben hep küçük ölçekli çalışıyorum, en son minik meyve ve sebzeler işledim mutfak için. onları da çekeyim. bir kanaviçe produksiyonu yapmam şart oldu :)

sevgiler, pırocelerde kolaylıklar.

Passive Apathetic dedi ki...

Peanuts'in tum karakterleri var, sirasiyla hepsini isleyip koridora asacagim :) ama demistim sanirim daha once, annanem pek aciyor emegime, bunlarla ugrasacagima cicek, kus, kelebek yapsaymisim ya... :)

Evet, `bu sefer cok azimliyim, hem de resim de cok guzel, kesin hemen bitiririm` diye kendimi gaza getirdim, elimde tam uc tane bitmemis buyuk is var. bir tanesi tablo. kumaslarin delikleri de cok kucuk, gergefle bile igneyi sokup cikartmak dert. bir de seksen bin tane iplik var, birini birak otekini al, kafam karisiyor, cabuk yiliyorum.

evet, en iyisi kucuk kucuk seyler yapmak aslinda. hemencecik biterler, kendini iyi hissedersin. aslinda ben de kucuk olcekli calisiyordum ama bunlara dayanamamamistim. simdi de gormeye dayanamiyorum, eheh. :)) ah, ne kadar isterdim, baska isi gucu olmadan tum gun cumbanin basinda kanavice isleyen bir kiz olmayi.

gergedani da, diger islerini de cok merak ediyorum, bahsettigin produksiyonu sabirsizlikla bekliyorum. :)

sevgiler, tesekkurler.