boyacı çocuk

hava çok soğuktu, tipik bir kış akşamı kasvetiyle gümüşsuyu'ndan taksim'e dogru yürürken, yukarıdan koşarak ve kahkahalar atarak gelen üç-dört kişilik bir genç grubu yanımızdan geçti. 14-15 yaşında var yoktular, beşiktaş maçına gittiklerini düşündüm, buz gibi havaya aldırmadan, ceketlerinin önleri açık, neşe içinde koşmalarını görmenin verdiği mutluluk benzeri hisle yürümeye devam ederken, ilerde kaldırımın üzerindeki kırılmış tahta parçalarını, boya kutularını ve fırçaları fark ettim. yine 14-15 yaşlarında, başını ellerinin arasına almış bir çocuk, çok üzgün ve ne yapacağını bilmez bir halde kırık tahta parçalarına, boya kutularına bakıyordu. belli ki biri ya da birileri çocuğun boya sandığını kırmıştı. o kadar üzgün görünüyordu ki, yanından geçerken o üzüntünün, çaresizliğin içinden geçtik sanki.. birkaç adım ilerlemiştik, durdum, "yazık boya sandığını kırmışlar, para verelim mi biraz?" diye sordum arkadaşıma, o da görmüştü çocugun halini, "olur, tabii" dedi. üzerimde fazla para da yok, paltomun cebinden çıkan 5 lirayla çocuğun yanına gittim. öyle perişandı ki fark etmedi beni, "sandığını mı kırdılar, al bunu, boya alırsın" gibi bir şeyler geveledim. sesimi duyunca şaşırdı, yüzüme ve paraya şaşkın şaşkın baktı.. beklemediği belliydi, tereddüt etti ama ben kararlı bir şekilde uzatınca alıp, cebine koydu ve önündeki kırık parçalara bakmaya devam etti. ben de gözlerim dolu dolu birkaç adım ilerde bekleyen arkadaşımın yanına yürüdüm. konuşmadan yürürken, sandığı belki de neşeyle yanımızdan geçen o grubun kırdığını, o yüzden koştuklarını düşündüm. erkek çocuklarının çaresizliği, zor duruma düşmesi beni çok etkiliyor. erkek kardeşim oldugundan mı nedir, onların üzgün, mutsuz halleri kalbimi paramparça ediyor. kızlar bir şekilde ayakta kalıyor sanki, sevgi görüyorlar falan ama sokakta çalışan, lokantalarda masaları silip, ekmek sepetlerini dolduran erkek çocuklar hayat çok daha zor sanki..

5 yorum:

elektra dedi ki...

ah be neolitik hanım, ne güzel demişsin. erkekler çocukken çok acınası oluyor onların yere düşmüş halleri. küçücük akıllarının alamayacağı gazlarla dolmuş dimağları, düştüklerinde onların canını daha çok yakıyor bence de. errrkeeeekkkk gazı yüzünden daha bir inciniyorlar çocukken. ama sonra? sonrası fena. intikammmm, intikammmm.

endiseliperi dedi ki...

kızlar neredeyse doğuştan hazırlar hayata. uyum sağlama ustalarıyız hepimiz; beceremesek de saklanabiliyoruz ve bir ev kız çocukları için çok güzel bir yer. ama evet erkek çocukları için daha zor sanki. hayat hakkında daha cahiller ve çocuksulukları bitmek tükenmek bilmiyor, ki arçil'e baktığımda nasıl ama nasıl kaygılanıyorum.

fakülteden kızılay'a gitmek için otobüse binmiştik. sevinçliydik, geyik yapıyorduk arkadaşlarla. otobüste küçük bir çocuk vardı. sandım ki okuldan kaçmış da eğleniyor. öylesine muhabbet olsun diye, "ne o okula gitmiyor musun?" gibi bir şeyler söyledim. çocuk cevap vermeyip başını çevirdi benim bu çınlayan, gevezelik etmek isteyen sesime.

arkadaşım dedi ki çocuk durakta inince, "elleri boya lekesi içindeydi, görmedin mi, büyük olasılıkla tamircide çalışıyor çocuk."

oluyor böyle bazen ve insan unutamıyor işte. nasıl bu kadar düşüncesiz olabilirim.

edirne güzeldir şimdi. sanki çok boşluk varmış gibi. insanın sarınması gerekirmiş gibi sıkı sıkı. kalın giyin neolitik hanım'cığım. sedergine de al, hem enerji veriyor hem de alarmda tutuyor insanı tuhaf bir şekilde. ben de yatmak üzereydim. şu senin çamlıca'daki eniştemizi okuyacağım biraz da:)

iyi uykular.

Simon Templar dedi ki...

belki belki oğlan önceden o üzüntülü bakışın işe yaradığını farketmiştir.
yazmadan duramadım bunu, ama bir yandan duyarsız da buldum yazdıklarımı.
diğer yandan, erkek çocuklarının düşkün hallerinden bu kadar çok etkilenmemizde erkeklerin illa güçlü ve yöneten olmasının beklenmesi de varmış gibi geliyor bana.

neolitik hanım dedi ki...

elektra,

küçükken canları bizden fazlaca yandigi icin sonradan böyle oluyorlar diyosun, bunu düşünmemiştim yazarken.

...

peri,

ev gercekten çok iyi bir saklanma yeri ve evet erkeklerin çocuksulukları bitmek bilmiyor, yaşları buna müsaade ederken iyi de sonrasi kadınlar için bitmek bilmeyen ve yorucu bir manalandırma süreci.

edirne güzeldi, dün akşam döndük. ikinci günümüzde hava birden soğudu.

sevdin mi bizim çamlıca'daki enişte'yi?

...

simon,

"yazmadan duramadım" dedigini ben de düşündüm, "meger bu bir mizansenmis, cocuk bunun işe yaradığını görmüş, o kırık sandık parcalarını önüne koyup, üzgün bakışıyla benim gibi saftirikleri kandiriyormus" diye ama düşünür düşünmez de kötü hissettim kendimi, yok artık bu ne paranoya diye..

benim etkilenmemde o dediğin beklentiden başka türlü bir şey var, dedigin gibi erkeklerin illa güçlü ve yöneten olması beklendiğinden erkek çocuklara yeterince sevgi, şefkat, ilgi gösterilmiyor. ben bunu etrafımdakilerden daha fazla seziyormuşum gibi geliyor..

Elif dedi ki...

Merhaba!

O kirilmis boya numarasini bolca yapiyorlar. Yani, birilerine kirdirtiyorlar veya bir kosede kendileri kirip sonra insanlarin acima hislerinden faydalaniyorlar ne yazik ki. Bu guzel yaziyi byle bozmak istemezdim ama gercek bu. :o( Oldukca yaygin bir sey.

Restoranda masa silmek, ekmek sepeti doldurmak kotu birsey mi? Erkeklerin eline bakan, bir sekilde evlenmek zorunda kalan kizlarin halinden daha mi beter ekmek dogramak?

Yeniden merhaba! :o)

www.elifsavas.com/blog